Geçen Mayıs ayında MEB'nın serbest kıyafet uygulamasını gelecek öğretim yılından itibaren olmak üzere başlattığı yönünde haberler yer aldı. Ama sonra yapılan açıklamayla böyle bir şey yok denildi. Birçok insan kıyafet serbest olacak mı olmayacak mı hâlâ emin değil.Bu serbest kıyafet konusu önemli konu, sıcak konu. İki tür görüş hakim:
1) Forma zorunluluğuyla öğrenciler tek tipleştiriliyor, robotlaştırılıyor, belli bir kalıba sokuluyor, birey olmaları düşünmeleri sorgulamaları engelleniyor.
2) Kıyafetler serbest olursa maddi olanakları bulunan öğrenciler her gün birbirlerinden gzel kıyafetlerle arz-ı endam edecekler. Fakir öğrenciler ablasından abisinden kalan ve üzerinde eğreti duran 3-5 parça kıyafeti aylarca giyecek, kendilerini ezilmiş hissedecekler, giyinebilenleri kıskanacaklar, belki de okula bile gitmek istemeyecekler.
Nasreddin Hoca gibi sen de haklısın, ama tabii sen de haklısın diyip geçelim çünkü gerçekten durum böyle. Daha farklı görüşler de öne sürebiliriz. Zengin öğrenciler zaten özel okullara gidiyor, sadece zengin değil eli biraz para gören ailelerin çoğunun çocukları özel okula yazdırılıyor, çok zenginlerle çok fakirler zaten aynı sınıflarda bulunmuyor diyebiliriz. (Diyen var.) Fakir öğrenciye kıyafet yardımından bahsedebiliriz, devlet önce kapı kapı dolaşıp kıyafet yardımı yapsın sonra serbest kıyafete geçsin diyebiliriz. (Diyen var.) Öğrencilerimiz 10 milyonluk tişörtü bile alamayacak kadar fakir öğrenciler gördüklerinde onlarla dalga geçecek kadar insanlıktan çıktılar mı diye sorabiliriz. Sınıf ayrımı zaten ayakkabıdan çantadan hatta kalem silgiden belli olmuyor mu kim zengin kim fakir zaten bilinmiyor mu diyebiliriz. (Bunu diyen çok var.) Kıyafet bulamayan, kendi kıyafetini aksesuarını bir şekilde biraz da ulaşamadığı akımlara tepki olarak kendisi yaratır, sokak modasının özü budur, birçok akım sokaktan böyle doğmuştur ve ünlü modaevlerine kadar ulaşmış, hatta onların koleksiyonlarına girmiştir de diyebiliriz. Herşeyi diyebiliriz.
Kıyafet serbestliği çocuğun ruhsal gelişimini, birey olarak toplumda kendisine belirleyeceği konumu geliştirir, kişiye bu dünyada ben kendi kimliğimle varım duygusunu verir. Kişinin özgüveni artar. Kendimden biliyorum. Ortaokulda şişman olduğum için forma bana yakışmıyordu. Tipimi bozuyordu. Ben de kendimi çirkin zannediyordum. Çünkü tam da Naomi Campbell'ın "It Girl" olduğu, top modeller devriydi. Cindy, Claudia, Linda, George Michael'ın "Freedom" ve "Too Funky" kliplerini çektiği, Michael Jackson'ın Iman ve Naomi Campbell'la rol aldığı, 90ların başları. Derken Kate Moss parladı, ondan sonra film tamamen koptu zaten. Şimdi olduğu gibi bizlere moral verecek Beyoncé'ler, Jennifer Lopez'ler yoktu. Ne kadar iskeletsen o kadar popülerdin. 365 günün 360 günü rejim yapıyordum. Yine de zayıflayamıyordum. Kıyafet serbest olsa, pantolon giyecektim. Tombul bacaklar dizler kamufle olacaktı. Üzerine kalçayı örten kazak. Assolist formatına girmeyen çok hafif bir makyaj da yapacaktım. Kaşlarımı alacaktım. (Kaşlarım iki değil bir taneydi yani ortadan da çıkıyordu neyse okuldaki üçüncü yılımda ortasını aldım hocalarım da birşey demedi, o kaş öyle kalmaya devam etseydi sinir sistemimin alt üst olacağını anladılar herhalde:) Gene şişman olacaktım ama nasıl görüneceğimi ben kendim seçebilecektim, aynada kendimi daha çok beğenecektim. Yürüyüşüm bakışlarım konuşmam herşeyim değişecekti gelen özgüvenle. Sonuç olarak hayatım da değişecekti.
Peki fakir öğrencilerin kendilerini kötü hissetmelerine nasıl bir çözüm bulunacak? Daha doğrusu çözüm bulunabilecek mi? Ama gerçekten milyonlarca öğrenci kıyafet serbestliği geldiğinde Ayşe'nin elbisesi var benim yok diye bunalıma girecekse o zaman insanlar aynı şeyi giymeye devam etsin. Ne de olsa ekonomik sorunlar hemen yarın bitmeyecek, gelir dağılımı adaletsizliği devam edecek o zaman herkesi bir örnek yaparak sorunu gizlemeye devam edelim. Halının altına dikkatlice süpürelim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder