Beyoncé'nin Tom Ford'un daha önce bahsettiğim o çok gizli defilesinden çok özel kareleri, sanatçının en önemli fan sitesi olan, (bizzat Beyoncé'nin de arada girip okuduğu hatta mesaj gönderdiği) beyonceworld.net'e düştü. Şu anda sitenin forumunda bunu coşkuyla tartışıyoruz.
Bu kıyafet de Tom Ford'un son koleksiyonunda bizi neler beklediğini özetler nitelikte. Oldukça glamour bir parça. Queen Bee'nin kıvrımlarını yeterince ortaya çıkarmış ama keşke yaka kısmı açık bir kıyafet ona denk gelseymiş çünkü Beyoncé'ye gerdan dekoltesi olan giysiler daha çok yakışıyor. (bence) Ayrıca kıyafetin glamourunu tamamlayacak renkli bir ruj, Beyoncé'ye pek gitmeyen ten rengi rujdan daha iyi olurdu. Terry Richardson tarafından çekilen bu fotoğraf Harper's Bazaar Ocak 2011 sayısı için.
Tom Ford'un koleksiyonundan ortaya çıkan diğer kıyafetler için:
http://www.guzelblogum.com/2010/11/tom-fordun-koleksiyonu-sonunda-gorucuye.html
30 Kasım 2010 Salı
Pes yani bu kadar olur
Geçen yaz, yaklaşan leopar desen modası üzerine bir yazı yazmıştım. Nitekim bu kış her mağazada, her kırmızı halıda, ünlülerin yüzde 90ının üzerinde leopar desenli kıyafet ve aksesuarlar görüyoruz. Ama elbette moda olan herşeyin çarşıya pazara kadar gelmesi durumu burada da görülüyor. Artık leopar desenlerini ülkemizdeki bütün büyüklü küçüklü mağazalarda görmeye başladık. Gerçekten büyük trend olmuş, her yerde leoparlar leoparlar leoparlar....derken leopar desenli bakın neler gördüm.
Evet. Leopar desenli, dosya klasörü. Yanında da leopar desenli defterler. Karelisi de var çizgilisi de, çizgisizi de. Üstelik leopar desenli karton kapaklı filan değil bunlar, leopar kürkü simüle edilmiş tüylü kapakları var. Gerçek kürk değil tabii, PETA'ya şikayet edecek bir durum yok. Fiyatları da ortalama 12 milyon filan. Kadıköy'de Mühürdar Caddesi'ndeki kırtasiyelerden birinde satılıyor. Çok şirinler ama ne bileyim leopar deseni moda diye bu kadarı olur mu?
Leopar desenli defterlerden klasörlerden sonra, leopar desenli kalemler, silgiler, hatta tabaklar, bardaklar, çaydanlıklar, tencereler tavalar ne zaman hayatımızı girecek, ya da hayatımıza girdi de benim mi haberim yok diye sormak istiyorum. Sordum bile.
Evet. Leopar desenli, dosya klasörü. Yanında da leopar desenli defterler. Karelisi de var çizgilisi de, çizgisizi de. Üstelik leopar desenli karton kapaklı filan değil bunlar, leopar kürkü simüle edilmiş tüylü kapakları var. Gerçek kürk değil tabii, PETA'ya şikayet edecek bir durum yok. Fiyatları da ortalama 12 milyon filan. Kadıköy'de Mühürdar Caddesi'ndeki kırtasiyelerden birinde satılıyor. Çok şirinler ama ne bileyim leopar deseni moda diye bu kadarı olur mu?
Leopar desenli defterlerden klasörlerden sonra, leopar desenli kalemler, silgiler, hatta tabaklar, bardaklar, çaydanlıklar, tencereler tavalar ne zaman hayatımızı girecek, ya da hayatımıza girdi de benim mi haberim yok diye sormak istiyorum. Sordum bile.
28 Kasım 2010 Pazar
LOOKBOOK: Zara Evening Collection
Zara'nın "akşam giyilecekler" koleksiyonuna bakmadan akşam bir yere çıkmayın gibi klişe bir cümleyle başlayayım yazıma çünkü bazen bir yazıya giriş cümlesi bulmakta zorlanıyorum. Favorilerim arasına üstteki kırmızı ve koyu dore elbiseler kesinlikle giriyor ve bunları gardrobuma da girmeleri an meselesi ama diğerlerini de es geçmemek lazım. Hem acaba ne giysem sorununu ortadan kaldıran risksiz otumuş parçalar hem de birçok farklı parçayla -gece ve gündüz- değişik kombinler olanağı sunuyor. Mesela ilk fotoğraftaki siyah stretch pantolon, en alelade, soluk renkli bir kazağı bile bambaşka gösterebilir. En alttaki fotoğrafta ortadaki eteği gece mavisi bir bluz ya da kazakla deneyin sonuca siz de hayret edeceksiniz.
Etiketler:
akşam,
evening collection,
heybeliadada her gece mehtaba çıkmak,
lookbook,
zara
23 Kasım 2010 Salı
WORKSHOP: "Geçmişten Günümüze Stil ve Trendler"
İstanbul Moda Akademisi, 27 Kasım ve 4 Aralık tarihlerinde "Geçmişten Günümüze Stil ve Trendler" başlıklı bir workshop düzenliyor. Bu workshopun konusu, modanın tarih boyunca geçirdiği evreler, etkilendiği akımlar ve sosyal, politik ve güncel olaylarla aldığı şekiller. Geçmişten günümüze moda akımları, stil ve trendlerin oluşumu, trendlerde medya ve popüler kültürün etkisi, trend yaratıcıları ile geçmişten bugüne akım yaratan tasarımcılar, trendleri yöneten moda başkentleri ve 2011 İlkbahar-Yaz trend öngörüleri.
Arzu Erdem'in gerçekleştireceği workshop iki gün sürecek. Yukarıda da yazdığım gibi 27 kasım ve 4 Aralık'ta, saat 10:00 ve 15:00 arası, toplam 8 saat.
Ayrıntılı bilgi için:
Tel: 0212 219 41 41
Tuğsem Arslan (1203)
Serena Aktar (1215)
www.istanbulmodaakademisi.com
İstanbul Moda Akademisi ve London College of Fashion tanıtım günleri başlıyor
Moda konusunda eğitim almak ister misiniz? Sadece tasarım değil, fotoğrafçılık, editörlük, styling ve diğerleri? O zaman İstanbul Moda Akademisi'nde (İMA) 27 Kasım, 4 Aralık ve 11 Aralık tarihlerinde düzenlenecek tanıtım günlerine katılabilir, hem İstanbul Moda Akademisi'nin, hem de kurumun birçok eğitim programı için işbirliği içinde olduğu London College of Fashion'ın eğitmenleriyle buluşup görüşebilirsiniz. Böylece "geleceğinizi tasarlayabilirsiniz."
PROGRAMLAR
Moda Tasarımı (Lisansüstü sertifika programı)
Moda Tasarımı ve Teknolojisi (Lisans programı)
Moda Portfolyosu
Moda Editörlüğü
Moda Yönetimi
Moda Çizim Teknikleri
Moda Fotoğrafçılığı
Photoshop ve Illustrator
Perakende Yönetimi
Styling
Yaratıcı Kalıp Teknikleri
TANITIM GÜNLERİ
27 Kasım 2010 Cumartesi / 10:00 - 16:00
4 Aralık 2010 Cumartesi / 10:00 - 16:00
11 Aralık 2010 Cumartesi / 10:00 - 16:00
Akademik Eğitimler Giriş Sınavı Günleri
4 Aralık - 18 Aralık 2010 Cumartesi 10:00
Rezervasyon için: 0 212 219 41 41 / 1209
İstanbul Moda Akademisi
Teşvikiye Cad. No: 10/1
Sadrazam Sait Paşa Konağı 34365
Nişantaşı İstanbul
PROGRAMLAR
Moda Tasarımı (Lisansüstü sertifika programı)
Moda Tasarımı ve Teknolojisi (Lisans programı)Moda Portfolyosu
Moda Editörlüğü
Moda Yönetimi
Moda Çizim Teknikleri
Moda Fotoğrafçılığı
Photoshop ve IllustratorPerakende Yönetimi
Styling
Yaratıcı Kalıp Teknikleri
TANITIM GÜNLERİ
27 Kasım 2010 Cumartesi / 10:00 - 16:00
4 Aralık 2010 Cumartesi / 10:00 - 16:00
11 Aralık 2010 Cumartesi / 10:00 - 16:00
Akademik Eğitimler Giriş Sınavı Günleri
4 Aralık - 18 Aralık 2010 Cumartesi 10:00
Rezervasyon için: 0 212 219 41 41 / 1209
İstanbul Moda Akademisi
Teşvikiye Cad. No: 10/1
Sadrazam Sait Paşa Konağı 34365
Nişantaşı İstanbul
Etiketler:
ima,
istanbul moda akademisi,
tanıtım
Betsey Johnson, Steven Madden çatısı altında durulacak mı?
Geçen Ekim ayında Betsey Johnson markası, 48 milyon dolara birbirinden güzel ayakkabı ve botlarıyla meşhur Steven Madden'a satılmıştı ve yeni bir CEO, Susan Falk, iş başına gelmişti. Steven Madden, 5 yıllığına 3 milyon dolar karşılığında da şirketin yüzde 10 hissesini elde etmişti. Tabii yeni CEO, yeni vizyon demek, Susan Falk'un hedefleri arasında şu anda 65 olan ABD butikleri sayısını 100'den fazlaya çıkarmak bulunuyor. Tabii bunun için Betsey Johnson'a daha fazla müşteri gerekecek. Bu nedenle Susan Falk'a göre Betsey Johnson, giysilerini fazla genç, fazla uçuk, fazla punk bulduğu için bunlardan uzak duran daha yaşı ileride, olgun bir kesimi çekecek tasarımlar yapmalı. "Etekler biraz fazla kısa," diyen Falk'a karşılık Betsey Johnson, "Ben hâlâ geminin kaptanıyım!" diyor. Bakalım ilerki yıllarda Susan Falk'un dediği mi olacak yoksa Betsey Johnson direnecek mi?
Etiketler:
betsey johnson,
kısa etek vs uzun etek,
steven madden
22 Kasım 2010 Pazartesi
Google butik açtı, haydi alışverişe
Daha iyi bir başlık bulana kadar yukarıda bu yazacak kusura bakmayın:) Konumuza gelecek olursam, internet aleminde el atmadığı iş kalmayan Google, şimdi de alışveriş ve stil konularına el attı ve Boutiques.com'u açtı. Burası bir sosyal topluluk sitesi, Facebook kadar olmasa da bir Twitter ya da Foursquare gibi ama biraz farklı. Sözün yerini kıyafetler alıyor.
Üye olup, stilinizi, sevdiğiniz renkleri desenleri vb. belirtiyorsunuz, sitede yer alan sayısız kıyafet, ayakkabı, çantadan beğendiklerinizi seçiyorsunuz, seçtikleriniz sizin profil sayfanızda Favoriler listesinde görülüyor. Bu sayede insanlar stilinize uygun değişik giysiler tanıyor, isterlerse kıyafetlerin resimlerine tıklayıp kıyafetin satıldığı alışveriş sitesine yönlendiriliyor ve kıyafeti alabiliyor.
Birisinin stilini ve favori olarak seçtiği giysileri çok beğeniyorsanız, o kişiyi takip ettikleriniz listesine ekleyebiliyorsunuz. ya da insanlar sizi listelerine ekliyor. Twitter'da olduğu gibi.
Profilinizde üst kısımda seçtiğiniz birkaç fotoğrafınız, stilinizi oluştururken nelerden etkilendiğinize dair yazacağınız bir bilgi yazısı, ayrıca sayfanızı ziyaret edenlerin size bırakacakları yorumlar yer alıyor. Hemen aşağısında favorileriniz ve sizin stilinizden esinlenerek seçilmiş kıyafetler var.
Boutiques.com'da bir profil böyle görünüyor
Listelenen giysileri seçebilir, sevip sevmediğinizi bildirebilir, "save" tuşuna basarak anasayfanıza ekleyebilir, "share" tuşuna basarak Twitter'da ya da e-mail ile paylaşabilirsiniz.
Ben de az önce profilimi açtım. Öyle takılıyorum. Siz de üye olursanız beni ekleyin:)
Umarım Google, boutiques.com'u daha da geliştirir. Mesela kıyafetler altına yorum ekleme özelliği ekler. Ya da giyilen kıyafetlerin gösterildiği ve bu kıyafetlerin satıldığı yerlerin linkinin verildiği bir bölüm hiç fena olmazdı. Bir de hesap ayarları çok sınırlı. Mesela benim sitemde favori kıyafetlerim ana sayfada değil yanda sidebar olarak görünüyor ve ben bunu nasıl düzelteceğimi ve ana sayfaya alacağımı bulamadım.
Şu anda sitede ne kadar üye var bilmiyorum ama şimdiden Mary-Kate ve Ashley Olsen, Sarah Michelle Gellar, Eve, Nicole Richie gibi birçok ünlü siteye üye oldu. Ünlülerin tamamını buradan görebilirsiniz.
Ayrıca bloggerlar için de özel bir bölüm var. Susie Bubble, Bryanboy, Rumi Neely gibi dünyaca ünlü 13 blogger bu listede görülüyor. Acaba başka bloggerları da eklemeyi düşünmezler miydi merak ediyorum çünkü dünyada sadece 13 blog yok dolayısıyla biz de kendimizi o listede görmek isteriz:) Yani 13 zaten uğursuz rakammış ben de 14. olsam fena mı olurdu evet Türkçe yazıyorum ve sadece 70 milyon kişi okuyabilir beni ama ne olmuş yani:) Blogumu çok beğenen parasını verir, çevirmen tutar icabında :p.
İleride e-mail ya da kullanıcı adına, hatta ülkeye göre insanları arama, üyeler arasında gruplar oluşturma, fotoğraf albümleri oluşturma, forumlar vb. de eklenirse bu sitenin tadından yenmeyecek diyerek yazımı noktalıyorum.
İngiltere'ye bir haller oluyor yetiş ey kainat!
Yani daha uygun bir başlık bulamadım gerçekten çünkü aslında modern bir Avrupa ülkesi olan İngiltere'de Beyoncé'nin "Heat" parfümünün reklamının gündüz saatlerinde, daha doğrusu saat 19:30'dan önce televizyonda gösterilmesi yasaklandı. Sebep videonun haddinden fazla erotik olması. Evet, aslında öyle. Hatta uzun süredir biraz daha doğal, samimi ve eğlenceli bir tarz benimseyen Beyoncé için Crazy In Love dönemindeki femme fatale tarzına geri dönüş niteliği taşıyordu bu video. Baby Boy klibinde iyice belirgin olan bu hava, aslında Beyoncé'nin kişiliğine uymuyor. Zaten o yüzden bu tarzın "Sasha Fierce" adını verdiği alter egosunu yansıttığını söylüyordu güzellik. Ama Malezya ya da Endonezya yerine İngiltere'de yasaklanmasına şaşırdım yani. Üstelik video piyasaya çıkalı neredeyse 1 yıl oldu. İnsan şimdiye kadar akılları neredeydi diye sormuyor değil? Sebep herhalde kırmızı elbisenin çok geniş göğüs dekoltesi olsa gerek. Ama Beyoncé'nin klibine gelene kadar televizyonlarda neler var neler. Bu klibi isteyen netten de seyredebilir ki, bu haberi duyduktan sonra milyonlarca kişinin ilk yaptığı şey bu:)
Justin Timberlake ve Givenchy'nin parfümleri "Play"i artık kadınlar da sürebilecek
Justin Timberlake 2002'de ve 2006'da birbirinden güzel iki albüme imza attı da, 2011'e geldik dayandık yeni bir albümü hazırlamak bir yana lafını bile etmiyor. Zaten önceki albümlerinin yıllarını yazmanın sebebi de onun ne kadar uzun aralıklarla albüm çıkardığına iyice dikkatinizi çekmek. Hem de bu internet ve hızlı tüketim çağında bir popçunun her yıl albüm çıkarması artık neredeyse standart haline gelmişken. (Bakınız: Albüm çıkarma aralıklarını neredeyse haftada bire indirecek olan Rihanna) Onun kadar kaliteli ve hit potansiyeli yüksek albümler yapan kişi az bulunduğu için bu elbette pop müzik için büyük bir kayıp ama Justin Timberlake artık kariyerine oyuncu olarak devam etmeye karar görünüyor. Givenchy'nin parfümü "Play"in tanıtım yüzü olmak Justin'in şarkıcılığa tercih ettiği başka bir iş. Bir mp3 çaları andıran şişesiyle Play, Justin'in şarkıcılığına gönderme yapıyor tabii, sanki bütün kolektif bilinçaltı onun şarkıcılığa dönmesini istiyormuş gibi. Geçen yıl erkekler için bir parfüm olarak çıkan "Play"in kadınlar için de bir versiyonu sonunda "Play for Her" adıyla çıktı. Şimdiden Macy's ve Sephora'nın sitelerinde satışa sunulmuş durumda. Pembe şişeli versiyonu, ya da mor şişeli "intense" versiyonu olsun umarım yakında buralarda da görürüz bu parfümü.
Parfümle ilgili Justin Timberlake'le yapılmış röportaj ve çok özel görüntülerin yer aldığı videoyu resme tıklayarak seyredebilirsiniz.
Parfüm şişesinin bütün şehrin ışıklarını müzik seti ışıkları gibi yakıp söndüren bir uzaktan kumanda gibi kullanıldığı reklam klibi de işte bu:
Etiketler:
fıs fıs fıs,
givenchy,
justin timberlake,
koku,
mis,
play for her
21 Kasım 2010 Pazar
Stil sahibi olan, kamu cezasında bile topuklu giyer(miş)
Bu dünyada bizimle birlikte bazı varlıklar yaşıyorlar. Bizim gibi görünüyorlar, kadın vücuduna benzer vücutları var, yiyor içiyor konuşuyorlar vb. Ama bizim gibi değiller. Çünkü doğa üstü bazı özellikleri var, galiba biraz da biyonikler. Bu da nereden çıktı diye sorabilirsiniz, çünkü bu varlıklar dağda tepede ovada tarlada engebeli arazilerde, arnavut kaldırımlarında, uzatmayalım bütün "imkansız" yerlerde topuklu ayakkabı giyebiliyorlar. Hem de saatlerce, topuklu ayakkabı giyebiliyorlar.
Ama sıradan ölümlüler, zannederim 1-2 saatten daha uzun süre topuklu ayakkabılar giyemezler. Ayakları biyonik olmadıkları için ağrırlar. Ayakkabıları bir an önce fırlatıp atmalarını gerektirecek kadar ayakları ağrır, eve gittiklerinde ayak ağrısı iki gün geçmez. Bir yere giderken sürekli yanlarında babet, spor ayakkabı veya topuksuz herhangi başka bir şey taşımak zorundadırlar. Onun dışında gündelik hayatları da çoğunlukla topuksuz birşeylerle geçer.
Sanırım Paris Hilton da o biyoniklerden olacak ki Louboutin'lerini en olmadık yerlerde bile ayaklarında görebiliyoruz. Bu "olmadık yer"e en uygun örnek de galiba bir-iki gün önce Paris'in boyamaya gittiği duvar ve duvarın önündeki taşlı çakıllı arazi olsa gerek. Üzerinde uyuşturucu bulundurmak ve bir polise görevi başında engel olmak suçundan dolayı 200 saatlik kamu cezasına çarptırılmıştı. Bu cezaya şu gördüğünüz duvarı boyamak da dahil. Bir çok ünlünün en paçoz halleriyle kamu cezasını yerine getirdiğine şahit oluyoruz ama Paris Hilton için kamu cezası bahane, Louboutinlerle duvar boyarken dergilerde gazetelerde boy göstermek şahane. "Holywood'u Güzelleştirme Ekibi"yle oradaymış. Ayakkabıları çıkarmam da çıkarmam diye tutturmuş. Güneş gözlüklerini de çıkarmamış ki biliyorsunuz güneş gözlükleri bir duvar veya tual boyarken mutlaka takılması gereken şeylerdir ne de olsa renkler bu gözlüklerle daha iyi görünüyor(?) Gerçi Paris duvarı griye boyadığı için o açıdan sorun yok, ama bu boyalar sarı tişörtü ve siyah pantalonunun her yanına bulaşmış. keşke Paris tişörtüne sarı, pantolununa siyah boya dökmeyi akıl etseydi(:p).
Eğer oraya 15 dakikadan geç gelseymiş, cezasını başka bir gün çekmek üzere geri gönderilecekmiş o yüzden Paris saat sabah 7'de oraya koşmuş. Duvarı boyarken kahve almak, cep telefonuyla konuşmak ve ya arabasını hareket ettirmek gibi nedenlerle oradan ayrılması kesinkes yasakmış bu nedenle yetkililer duvar bitene kadar şurdan şuraya gitmeyeceksiz diyerek başında durmuşlar. Paris duvarı uslu uslu boyamış dönmüş, onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine. Develer tellal iken pireler berber iken ben ninemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken diye de devam edebilirim ama sizi seviyorum.
Ama sıradan ölümlüler, zannederim 1-2 saatten daha uzun süre topuklu ayakkabılar giyemezler. Ayakları biyonik olmadıkları için ağrırlar. Ayakkabıları bir an önce fırlatıp atmalarını gerektirecek kadar ayakları ağrır, eve gittiklerinde ayak ağrısı iki gün geçmez. Bir yere giderken sürekli yanlarında babet, spor ayakkabı veya topuksuz herhangi başka bir şey taşımak zorundadırlar. Onun dışında gündelik hayatları da çoğunlukla topuksuz birşeylerle geçer.
Sanırım Paris Hilton da o biyoniklerden olacak ki Louboutin'lerini en olmadık yerlerde bile ayaklarında görebiliyoruz. Bu "olmadık yer"e en uygun örnek de galiba bir-iki gün önce Paris'in boyamaya gittiği duvar ve duvarın önündeki taşlı çakıllı arazi olsa gerek. Üzerinde uyuşturucu bulundurmak ve bir polise görevi başında engel olmak suçundan dolayı 200 saatlik kamu cezasına çarptırılmıştı. Bu cezaya şu gördüğünüz duvarı boyamak da dahil. Bir çok ünlünün en paçoz halleriyle kamu cezasını yerine getirdiğine şahit oluyoruz ama Paris Hilton için kamu cezası bahane, Louboutinlerle duvar boyarken dergilerde gazetelerde boy göstermek şahane. "Holywood'u Güzelleştirme Ekibi"yle oradaymış. Ayakkabıları çıkarmam da çıkarmam diye tutturmuş. Güneş gözlüklerini de çıkarmamış ki biliyorsunuz güneş gözlükleri bir duvar veya tual boyarken mutlaka takılması gereken şeylerdir ne de olsa renkler bu gözlüklerle daha iyi görünüyor(?) Gerçi Paris duvarı griye boyadığı için o açıdan sorun yok, ama bu boyalar sarı tişörtü ve siyah pantalonunun her yanına bulaşmış. keşke Paris tişörtüne sarı, pantolununa siyah boya dökmeyi akıl etseydi(:p).
Eğer oraya 15 dakikadan geç gelseymiş, cezasını başka bir gün çekmek üzere geri gönderilecekmiş o yüzden Paris saat sabah 7'de oraya koşmuş. Duvarı boyarken kahve almak, cep telefonuyla konuşmak ve ya arabasını hareket ettirmek gibi nedenlerle oradan ayrılması kesinkes yasakmış bu nedenle yetkililer duvar bitene kadar şurdan şuraya gitmeyeceksiz diyerek başında durmuşlar. Paris duvarı uslu uslu boyamış dönmüş, onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine. Develer tellal iken pireler berber iken ben ninemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken diye de devam edebilirim ama sizi seviyorum.
Paris Hilton oraya geldiğinde böyle görünüyordu
Etiketler:
BOSAD Boya Sanayicileri Derneği,
dyo,
filli boya,
louboutin,
marshall,
paris hilton
Lanvin for H&M, New York Event
Daha önce şu yazımda ve şu yazımda bahsettiğim gibi Lanvin, H&M için özel bir koleksiyon hazırladı ve bu koleksiyonun satışa sunulmasına bir hafta bile kalmadı artık. Tabii, koleksiyonun lookbook'u ve reklam filmi uzun bir süredir yayında. Nihayet sıra bu koleksiyon için özel bir defileye gelmişti. Alber Elbaz'ın koleksiyona ait parçaları kullanarak özel olarak yarattığı haute couture kıyafetler, New York'ta The Pierre Oteli'nde düzenlenen defileyle tanıtıldı. Defilede, aralarında Asia Chow, Pixie Geldof, Dree Hemingway, Olga ve Anna Dello Russo'nun da bulunduğu birbirinden güzel modeller podyumda yürürken, izleyici olarak Sofia Coppola, Andie MacDowell, Emma Roberts, Leelee Sobieski, Anna Sui, Tory Burch ve Alexander Wang gibi onlarca insan arz-ı endam eylediler.Defilenin fotoğraflarını aşağıda göreceksiniz, ama ben videoyu izlemenizi tavsiye edeceğim. Çünkü bu özel eserler, bunları sunmak için yeterince görkem, cazibe ve glamoura sahip mankenlerin üzerinde bambaşka sunuyor. Eski yıllardaki filmlerin zerafetiyle podyumda yürüyen modeller kendi özel şovlarını yarattılar. Birkaç yüzyıl öncesinin tavanlarını hatırlatan podyum, çiçeklerle süslü giriş, büyüleyiciydi.
Şüphesiz Alber Elbaz volanları, tülleri, kelebekler, zebra desenleri, leopar çoraplar, bele oturan kesimler, sivri uçlu stilettolarla birleşirken her zevke hitap ediyor. 50lerin ışıltısını sevenler de biraz daha punk bir tarzdan hoşlanan da bu koleksiyonda kendisine göre bir şeyler bulabilir. Peki bu özel kıyafetlere nasıl mı ulaşacaksınız?Şu anda bu defilede sunulan kıyafteler ve ayrıca Alber Elbaz'ın 5 imzalı orijinal sketchi www.lanvinforhm.com sitesinde açık arttırmayla satışta. Açık arttırma 26 Kasım'a kadar sürüyor. Elde edilen gelir, H&M'in "All for Children" projesi kapsamında UNICEF'e bağışlanacak. Şu anda kıyafetlere konulan fiyatlar 150 ila 660 dolar arasında değişiyor, sketchlerse elbette çok büyük ilgi gördü ve konulan fiyatlar 850 ila 1222 dolar arasında değişiyor. Şimdilik.
Artık sıra geldi beğenilen ve alınacaklar listesine konulan parçaları giymeye.
Fotoğrafları büyütmek için üzerilerine tıklayın
Aşağıda defileye katılan ünlülerden bir demet(?) görüyorsunuz. Bloggerlardan Holywood yıldızlarına kadar kabarık ve ışıltılı bir liste katılanların gözlerini kamaştırdı. Anna Sui ve Alexander Wang bu gecede Alber Elbaz'ı yalnız bırakmadı. Elettra Wiedemann gecenin (bence) en şıkıydı. Herhalde davetlilerin bu eşsiz şıklıkları, Elettra ve Elisa'nın elbiselerinin göz alıcı tonları karşısında büyülendiğim için olacak:) fotoğraflarını koyarken klasik bir şekilde resmi at, üstüne yazıyı at yapamadım:)
Defilede yer alan kıyafetler elbette bunlarla sınırlı değildi......
Etiketler:
h m,
lanvin,
lanvin for h m
16 Kasım 2010 Salı
Tom Ford'un koleksiyonu sonunda görücüye çıktı
Daha önce bu yazımda Tom Ford'un New York Moda Haftası'ndaki defilesinden bahsetmiştim. Herşeyin nasıl gizli tutulduğunu, içeriye fotoğrafçı alınmadığını, herhangi bir cihazla kayıt yapma imkanının bile olmadığını, herşeyin sanki uluslararası bir askeri anlaşmanın toplantısıymış gibi olup bittiğini.... "Modanın yeniden eğlenceli olmasını istiyorum, tıpkı 60'larda olduğu gibi. Kıyafetleri almak ve giymek için sabırsızlanırdınız (o zamanlar) ve sanırım bunu kaybettik," demiş Tom Ford bu aşırı gizlilikle ilgili olarak.

Kıyafetlerin defileyle tanıtılmasından satışa sunulmasına kadar olan süre içinde, defalarca dergilerde gazetelerde yer almasını, ünlülerin bunları defalarca kırmızı halıda giymesini, kıyafetlerin stil sitelerinde kim daha şık oylamalarına sunulmasını, böylece satışa çıktıklarında insanların bunları görmekten çoktan bıkmış olmalarını istemiyormuş. Herşeyin sade, özel ve biraz daha ulaşılmaz olduğu eski internetsiz yıllar geri gelsin istemiş. Bu nedenle defile sırasında davetlilerin yanısıra, sadece özel seçilmiş 100 dergi editörü vardı. (Ama haber, magazin muhabirleri değil.) Fotoğrafçı olarak da sadece Terry Richardson. Onun çektikleri hala ortada yok ama Aralık'tan itibaren kıyafetler Tom Ford'un sitesinde yayınlanmaya başlayacak.
Vogue (US) dergisinin Aralık sayısında Tom Ford'un bu yeni koleksiyonu ilk kez yer alacak. Steven Meisel'in altın değerindeki objektifinden. Ayrıca Fransız Vogue'unun Ocak sayısında da bu koleksiyonla ilgili özel bir dosyanın yer alacağı konuşuluyor.
Fotoğraflardan da anlaşılacağı üzere, koleksiyonda gerçek kadınlar için gerçek kıyafetler amaçlanmış. Biraz 70ler birazcık da (bence) 20ler etkisinin, barok işlemelerin, kocaman payetlerin, transparanların, feminen hatların vurgulandığı kesimlerin, gece tonlarının, hayvan desenlerinin buluştuğu eserler yaşları 25 ile 70 arasında değişen bir kitleye hitap ediyor, bireyselliği ön plana çıkarıyor. Önümüzdeki yıl Tom Ford kadını, hem bağımsız, hem iddialı, hem zarif, hem neşeli, hem de oyuncu. Kıyafetler bir iki sezonluk değil, uzun yıllar boyunca giyilmek üzere hazırlanmış. Tom Ford'un dediğine göre Gucci için yaptıkları bunların yanında fazla trendy. "Modanın beş dakikada bir değişmesi gerektiğini düşünmüyorum," diyor Tom Ford. "Bunların uzun süre giyebileceğiniz kıyafetler olmasını istiyorum, -on, yirmi yıl, kızınıza verebileceğiniz kıyafetler. Kendi dolabınızı açmak duruken neden vintage alacaksınız ki?"
Defilede sadece podyum yıldızları değil, birçok sektörden ünlü podyumda yürümüştü üstelik birçoğu podyumda yürüyeceklerini oraya geldiklerinde öğrenmiş. Steven Meisel ile yapılan çekimde Tom Ford, Stella Tennant, Karen Elson gibi ilham perileriyle baş başa, göz göze görülüyor.
Aslında Tom Ford birçok açıdan haklı. Bir tasarımcının kıyafetlerinin satışa çıkmadan önce bin kez görülüp daha giyilmeden eskimelerini istememesi gayet doğal. Her ne kadar kendisini ve koleksiyonlarını ağırdan satma merakını, artık kendisine "Tom," değil de "Mr. Ford" diye hitap edilmesini isteyecek kadar abartsa da, bu açıdan onu anlamak mümkün. Ama bu ağırdan satış, bu alım çalım, bir trend olursa, diğer tasarımcılara yayılırsa, zamanla birçok büyük tasarımcının da koleksiyonunu ancak 5-6 ay sonra görürsek, artık moda haftalarında oraya girip çıkanın bir de orada çalışan çaycıyla garsonun haberinden başkasını yapamaz hale gelirsek o zaman işimiz iş demektir:) Şaka bir yana, şunun şurasında Aralık ayına fazla kalmadı. Koleksiyonun geri kalanının da fotoğraftakiler kadar sofistike olacağına kimsenin şüphesi yok herhalde. Gelecek sezonlar için de Tom Ford kıyafetlerinin özel ve zor ulaşılır olmaları için önemli kararlar almış. Mesela Londra'daki showroom'una habercileri değil dergi editörlerini davet edecekmiş. Kıyafetlerinin Oscar'da giyilmesine izin verecekmiş, ama önce kimlerin aday olduğuna bakacakmış sonra bir kişiye kıyafetini giydirecekmiş. Bakalım bizim ünlülerimizden kimin üzerinde bir Tom Ford göreceğiz?
Solda koleksiyonun yer aldığı Vogue Aralık sayısı kapağını görüyorsunuz.
Etiketler:
gizli sırlar,
karen elson,
örtülü operasyonlar,
stella tennant,
tom ford
13 Kasım 2010 Cumartesi
Victoria's Secret defilesi yine göz kamaştırdı
Victoria's Secret defileleri için anlatılmaz yaşanır kelimesini kullanmak sanırım en doğrusu. İç çamaşırı markasının defilesidir, hesapta giyim olarak fazla bir seçenek sunmaması gerekir ama Victoria's Secret şovlarında öyle mi ya? "Alt tarafı iç çamaşırı" sunmaktan bir hayli uzaktır. Mankenleri süslerler püslerler, tüller payetler, kelebek kanatları ve çeşitli büyük aksesuarlar takarlar, onları ayaklı gökkuşağına benzetirler bir güzel. Sonunda mutlaka ederi 2 milyor dolar filan eden gerçek mücevherlerle süslü bir sütyen de koleksiyonun altın değerindeki parçası olur, onu taşıyan manken de ihya olur, ki zaten Victoria's Secret mankeni yani "meleği" olmak kariyerinde roket hızıyla yükselmek demektir. Ayrıca şovda dünyaca ünlü şarkıcılar şarkı söylerler. Dansçılar dans ederler. Bu nedenle zaten Victoria's Secret giymenin de bir prestij olduğunu düşünenlerin sayısı bir hayli fazladır. Victoria's Secret için özel dosya hazırlamak gerekir.
Bu yılki defile, geçtiğimiz günlerde New York'ta Lexington Armory'de yapıldı. Bu sefer Baş melek, Adriana Lima'ydı, 2 milyon dolarlık sütyeni o giydi. Sütyen elmas taşlarla süslü ve Bombshell/Bomba Etkisi adını taşıyor:) Defilede Adriana Lima 1 milyon dolar ücret almış, Karolina Kurkova, Selita Ebanks ve Isabel Fontana gibi modeller aşağı yukarı 500 bin dolar, daha yeni olanlar da 50 ila 100 bin dolar yani İstanbul'un tepelerinde bir ev alacak kadar para demektir bu. Akon ve Katy Perry gecede sahne aldı. Katy Perry Teenage Dream, Hot N Cold ve California Gurls'den oluşan bir medley (yani bildiğimiz potpuri) söyledi. Akon da çıkacak albümü Stadium'dan Angel'ı söyledi. Katy Perry'nin yukarıda solda gördüğünüz Todd Thomas imzalı straplez mor elbisesi büyük sükse yaptı ve defileye çok yakıştı.
Chanel Iman, Candice Swanepoel, Rosie Huntington-Whiteley, Alessandra Ambrosio, Lily Donaldson daha kimler vardı defilede kimler. Elbette modeller dünyasının en tepesindeki isimlerden başka kim olabilirdi ki?
Debbie Harry, Serena Williams, Adrian Grenier, Nicky ve Paris Hilton ve Tyson Beckford defilenin izleyicileri arasındaydı.
Bu defile, 30 Kasım'da CBS kanalında yayınlanacak. Günleri saymaya başlayalım şimdiden:)
Kanye West'in yarım saatlik "video klibi" Runaway'deki performansıyla dikkat çeken Selia Ebanks da muhteşem bir kıyafet sundu.
Bu yılki defile, geçtiğimiz günlerde New York'ta Lexington Armory'de yapıldı. Bu sefer Baş melek, Adriana Lima'ydı, 2 milyon dolarlık sütyeni o giydi. Sütyen elmas taşlarla süslü ve Bombshell/Bomba Etkisi adını taşıyor:) Defilede Adriana Lima 1 milyon dolar ücret almış, Karolina Kurkova, Selita Ebanks ve Isabel Fontana gibi modeller aşağı yukarı 500 bin dolar, daha yeni olanlar da 50 ila 100 bin dolar yani İstanbul'un tepelerinde bir ev alacak kadar para demektir bu. Akon ve Katy Perry gecede sahne aldı. Katy Perry Teenage Dream, Hot N Cold ve California Gurls'den oluşan bir medley (yani bildiğimiz potpuri) söyledi. Akon da çıkacak albümü Stadium'dan Angel'ı söyledi. Katy Perry'nin yukarıda solda gördüğünüz Todd Thomas imzalı straplez mor elbisesi büyük sükse yaptı ve defileye çok yakıştı.
Chanel Iman, Candice Swanepoel, Rosie Huntington-Whiteley, Alessandra Ambrosio, Lily Donaldson daha kimler vardı defilede kimler. Elbette modeller dünyasının en tepesindeki isimlerden başka kim olabilirdi ki?
Debbie Harry, Serena Williams, Adrian Grenier, Nicky ve Paris Hilton ve Tyson Beckford defilenin izleyicileri arasındaydı.
Bu defile, 30 Kasım'da CBS kanalında yayınlanacak. Günleri saymaya başlayalım şimdiden:)
Rosie Huntington
Candice Swanepoel
Alessandra Ambrosio'nun kanatları büyük sükse yaptı.
Kanye West'in yarım saatlik "video klibi" Runaway'deki performansıyla dikkat çeken Selia Ebanks da muhteşem bir kıyafet sundu.
Maryna Linchuk
11 Kasım 2010 Perşembe
Jeanslab ile kıyafetlerinizi yarıştırın ödülleri kapın
Jeanslab, Özlenir Giyim'in çatısı altında sınırsız ürün çesidinin buluştuğu bir konsept mağazalar zinciri. JeansLab, Diesel, Replay, Lacoste, Lee Cooper, Glocal, 55DSL, Lee ve Wrangler gibi birçoğumuzun tanıdığı, severek giydiği markalar burada bulunuyor.
5 Kasım'da Jeanslab bir yarışma başlattı. Buna göre herhangi bir Jeanslab mağazasına gidiyorsunuz, burada tepeden tırnağa, ayakkabısından şapkasına kadar bir kombin yaratıp bu kombinle fotoğrafınızı çektiriyorsunuz, fotoğrafı www.jeanslab.com.tr adresine gönderiyorsunuz, oylamaya sunuyorsunuz. Like-O-Metre adı verilen sisteme göre izleyicilerden en çok oyu, yani ‘like’ı alırsanız, oluşturduğunuz kombinde yer alan giysileri kazanıyorsunuz. Bu nedenle zevkinize en uygun kombini yapmanızda fayda var tabii:)
Bu güzel yarışma hakkında daha ayrıntılı bilgi almak ve şimdiye kadar fotoğraf gönderenlerin kombinlerini görmek isterseniz:
http://www.jeanslab.com.tr/likeometre
http://www.facebook.com/jeanslab
5 Kasım'da Jeanslab bir yarışma başlattı. Buna göre herhangi bir Jeanslab mağazasına gidiyorsunuz, burada tepeden tırnağa, ayakkabısından şapkasına kadar bir kombin yaratıp bu kombinle fotoğrafınızı çektiriyorsunuz, fotoğrafı www.jeanslab.com.tr adresine gönderiyorsunuz, oylamaya sunuyorsunuz. Like-O-Metre adı verilen sisteme göre izleyicilerden en çok oyu, yani ‘like’ı alırsanız, oluşturduğunuz kombinde yer alan giysileri kazanıyorsunuz. Bu nedenle zevkinize en uygun kombini yapmanızda fayda var tabii:)
Bu güzel yarışma hakkında daha ayrıntılı bilgi almak ve şimdiye kadar fotoğraf gönderenlerin kombinlerini görmek isterseniz:
http://www.jeanslab.com.tr/likeometre
http://www.facebook.com/jeanslab
Etiketler:
jeanslab,
özlenir giyim,
yarışma
Arzu objeniz var mı? Yarıştırın!
Popüler alışveriş sitesi Trendyol.com'da yeni bir yarışma başladı. Buna göre çok sevdiğiniz, sık kullandığınız, sizi ve stilinizi tanımlayan bir "arzu objenizle" fotoğrafınızı çektirerek trendyol.com/sen adresine gönderiyorsunuz.
Trendyol'a fotoğrafınızı yükledikten sonra oylamaya sunuyorsunuz, en çok oyu almayı başarırsanız Trendyol'dan 1000 TL değerinde hediye çeki kazanıyorsunuz, Vogue Türkiye'nin Ocak sayısında yer almak da cabası.
Ayrıca eklediğiniz fotoğrafı Facebook, Twitter, Friendfeed gibi sosyal ortamlarda arkadaşlarınızla paylaşıp onlardan destek alma şansınız da var.
Yarışma kıyafet, ayakkabı ve aksesuar dallarında üç kategoride yapılıyor, Demet Mutlu, Deniz Marşan, Hande Ataizi, Yalçın Ayaydın, Begüm Tekin, Nihat Odabaşı, Sedef Orman ve Seda Domaniç gibi isimlerden oluşan jürinin oylaması 30 Kasım'da. Bu fırsatı kaçırmayın!
Ayrıntılı bilgi için:
sen.trendyol.com
Trendyol'a fotoğrafınızı yükledikten sonra oylamaya sunuyorsunuz, en çok oyu almayı başarırsanız Trendyol'dan 1000 TL değerinde hediye çeki kazanıyorsunuz, Vogue Türkiye'nin Ocak sayısında yer almak da cabası.
Ayrıca eklediğiniz fotoğrafı Facebook, Twitter, Friendfeed gibi sosyal ortamlarda arkadaşlarınızla paylaşıp onlardan destek alma şansınız da var.Yarışma kıyafet, ayakkabı ve aksesuar dallarında üç kategoride yapılıyor, Demet Mutlu, Deniz Marşan, Hande Ataizi, Yalçın Ayaydın, Begüm Tekin, Nihat Odabaşı, Sedef Orman ve Seda Domaniç gibi isimlerden oluşan jürinin oylaması 30 Kasım'da. Bu fırsatı kaçırmayın!
Ayrıntılı bilgi için:
sen.trendyol.com
Etiketler:
arzu objesi,
trendyol,
yarışma
10 Kasım 2010 Çarşamba
Şimdi bu şarkı Michael'ın mı değil mi?
Şu Breaking News bombasından söz ediyorum. Milyonlarca Michael Jackson hayranı nasıl da heyecanla beklemişti. Dile kolay 2001'de Invincible yayınlandıktan sonra, Michael Jackson'dan çok az yeni şarkı duymuştuk. Yeni bir stüdyo albümünü sanki asırlardık bekliyorduk. Aslında Michael Jackson aralarında Will.i.am'in de bulunduğu bir sürü usta müzisyen ve prodüktöre stüdyolara girdi, kayıtlar yaptı ama eşsiz mükemmeliyetçiliği yüzünden bunlar yayınlanmadı. Aslında zamanı geldiğinde yayınlanacaktı ama geçen yılki erken vefatı hepimizi yasa boğdu. Ama elbette birileri bu şarkıları yayınlamayı düşünecekti nitekim hâlâ The Beatles üzerine bir ton şey çıkmıyor mu?
14 Aralık'ta Michael Jackson'ın yepyeni şarkılarından oluşacak bir albümün yayınlanacağı gündeme bomba gibi düştü. İkinci bomba ise "Breaking News" adlı 2007'de yapılmış bir Michael Jackson şarkısının 8 kasım'dan itibaren Jackson'ın resmi sitesi www.michaeljackson.com'dan dinlenebileceğiydi!
Heyecanla bekledik. Şarkı yayına girdi ve dinledik.
Ve ikiye bölündük.
Kimimiz "söyleyen Michael Jackson" diyor. Ama kimimiz ki (daha çoğunlukta bir kimimiz oluyor bu) "söyleyenin sesi hiçbir şekilde Michael'a benzemiyor, sesi ona çok benzeyen birini bulmuşlar, stüdyoya sokmuşlar, Michael gibi aaaoowwlar hihihiiiler yapabiliyor ama Michael bunları daha farklı yapardı hele şu sonra Breaking News diyişi var ya o bile belli ediyor söyleyenin Michael olmadığını çünkü Michael daha farklı söylerdi zaten Michael Jackson şu kelimeyi böyle değil böyle söylerdi, şurasını da böyle söylerdi," diyor.
Birinci tarafta aralarında Michael'ın yıllarca birlikte çalıştığı büyük prodüktör Teddy Riley'in de aralarında bulunduğu bir kesim var. Hayır Michael değilciler arasında da Michael Jackson'ın yeğenleri Taj ve Taryll, ablası LaToya ve forumlarda, haber sitelerinde görüşünü bildirenlerin çoğu var.
İşler karışmış, ortalık birbirine girmiş durumda. Bu yeni şarkıyı söyleyen Michael Jackson mı yoksa sesini ona çok benzetebilen biri, mesele Jason Malachi filan mı?
Şarkıyı dinleyin, bir de siz karar verin. http://breakingnews.michaeljackson.com
Yalnız ben şunu söyleyeyim, Sony yetkilileri çıksın bir an önce, şarkıyı gerçekten de Michael'ın söylediğine dair elde tutulur sağlam kanıtlarla bir açıklama yayınlasın. Şüphe içinde kalmış fanları rahatlatsın. İnsanların hepsi şarkıyı başkasının söylediğine inanırsa Milli Vanilli olayından bin beter bir skandal olacak.
14 Aralık'ta Michael Jackson'ın yepyeni şarkılarından oluşacak bir albümün yayınlanacağı gündeme bomba gibi düştü. İkinci bomba ise "Breaking News" adlı 2007'de yapılmış bir Michael Jackson şarkısının 8 kasım'dan itibaren Jackson'ın resmi sitesi www.michaeljackson.com'dan dinlenebileceğiydi!
Heyecanla bekledik. Şarkı yayına girdi ve dinledik.
Ve ikiye bölündük.
Kimimiz "söyleyen Michael Jackson" diyor. Ama kimimiz ki (daha çoğunlukta bir kimimiz oluyor bu) "söyleyenin sesi hiçbir şekilde Michael'a benzemiyor, sesi ona çok benzeyen birini bulmuşlar, stüdyoya sokmuşlar, Michael gibi aaaoowwlar hihihiiiler yapabiliyor ama Michael bunları daha farklı yapardı hele şu sonra Breaking News diyişi var ya o bile belli ediyor söyleyenin Michael olmadığını çünkü Michael daha farklı söylerdi zaten Michael Jackson şu kelimeyi böyle değil böyle söylerdi, şurasını da böyle söylerdi," diyor.
Birinci tarafta aralarında Michael'ın yıllarca birlikte çalıştığı büyük prodüktör Teddy Riley'in de aralarında bulunduğu bir kesim var. Hayır Michael değilciler arasında da Michael Jackson'ın yeğenleri Taj ve Taryll, ablası LaToya ve forumlarda, haber sitelerinde görüşünü bildirenlerin çoğu var.
İşler karışmış, ortalık birbirine girmiş durumda. Bu yeni şarkıyı söyleyen Michael Jackson mı yoksa sesini ona çok benzetebilen biri, mesele Jason Malachi filan mı?
Şarkıyı dinleyin, bir de siz karar verin. http://breakingnews.michaeljackson.com
Yalnız ben şunu söyleyeyim, Sony yetkilileri çıksın bir an önce, şarkıyı gerçekten de Michael'ın söylediğine dair elde tutulur sağlam kanıtlarla bir açıklama yayınlasın. Şüphe içinde kalmış fanları rahatlatsın. İnsanların hepsi şarkıyı başkasının söylediğine inanırsa Milli Vanilli olayından bin beter bir skandal olacak.
ESMOD Istanbul'dan moda üzerine kısa kurslar
Bu dünyada çok az insan vardır ki modayla ilgilensin, modayı sevsin, ama öte yandan Fransa'nın ilk moda okulu olan ve İstanbul dahil dünyanın dört bir yanında şubesi olan ESMOD'un 6 Aralık'ta başlayacak kurslarıyla ilgilenmesin. Mümkün mü bu? Elbette değil, dolayısıyla merakla bilgisayara eğilenleriniz için biraz daha ayrıntılı bilgi verelim. Kurslar Moda Tasarımı, Kalıp Teknikleri (Modelizm) ve Drapaj üzerine. Her bir kurs, 10 hafta sürüyor ve toplam 30 saat. Sınıfların kontenjanları en az 10 en çok 25 kişiyle sınırlı, o yüzden sanırım elinizi biraz çabuk tutmanızda fayda var:)
Kurs programı için lütfen aşağıdaki resme tıklayın:
27 Kasım'daysa ESMOD İstanbul Tanıtım Günü var. Bu tanıtıma katılarak okul ve programları hakkında istediğiniz bilgilere ulaşabilirsiniz. Tanıtım gününe katılmak için info@esmodistanbul.com'a
isim ve iletişim bilgilerinizi belirten bir mail gönderebilirsiniz.
TANITIM PROGRAMI:
13:00 Hoşgeldiniz Kahvesi
13:30 Programların Tanıtımı
15:00 Stilizm Tanıtım Gösterisi
16:00 Modelizm Tanıtım Gösterisi
17:00 Drapaj Tanıtım Gösterisi
ESMOD İstanbul
Meclis-i Mebusan Cd. Çelebi Hamamı Sk. No:14 34427 Fındıklı-İstanbul
www.esmodistanbul.com
info@esmodistanbul.com
0212 249 20 54-55
0533 310 19 72-73
Kurs programı için lütfen aşağıdaki resme tıklayın:
27 Kasım'daysa ESMOD İstanbul Tanıtım Günü var. Bu tanıtıma katılarak okul ve programları hakkında istediğiniz bilgilere ulaşabilirsiniz. Tanıtım gününe katılmak için info@esmodistanbul.com'aisim ve iletişim bilgilerinizi belirten bir mail gönderebilirsiniz.
TANITIM PROGRAMI:
13:00 Hoşgeldiniz Kahvesi
13:30 Programların Tanıtımı
15:00 Stilizm Tanıtım Gösterisi
16:00 Modelizm Tanıtım Gösterisi
17:00 Drapaj Tanıtım Gösterisi
ESMOD İstanbul
Meclis-i Mebusan Cd. Çelebi Hamamı Sk. No:14 34427 Fındıklı-İstanbul
www.esmodistanbul.com
info@esmodistanbul.com
0212 249 20 54-55
0533 310 19 72-73
Etiketler:
drapaj,
esmod istanbul,
modelizm
Bu kış herkes için bir ROMAN var
60'ların ruhunu yansıtan, çalışma hayatınızı renklendirecek, ciddi ama iddialı ROMAN koleksiyonu mu, yalnızca sertifikalı organik kumaşların kullanıldığı hem şık, hem çevreci Organic by ROMAN mı, yoksa bebeksi bir masumiyeti geometrik formlarla bütünleştiren, sakin ve huzur verici Gipsy by ROMAN mı? ROMAN'ın 2011 kışı için hazırladığı eserlerden muhakkak sizin zevkinize de uygun bir tane vardır.
Kışa uygun soğuk, pastel renkler en güzel tonlarıyla Gipsy'de yer alıyor. Uçuk pembe ve bej tonlarına lacivertler bordolar eşlik ediyor. Hem saf, masum hem de gizemli bir koleksiyon olarak görüyorum Gipsy'i. Özellikle haftasonu doğa ortamında gezerken giymek için birebir bence. Bu modern zaman prenseslerini hatırlatan renkleri ve kesimleri her yerde görmek isterim şahsen, sanırım en üstte sağdaki manto için gardborumda yer açmam lazım.
Bu koleksiyondaki kıyafetlerde yukarıda yazdığım gibi sadece sertifikalı organik kumaşlar kullanılıyor. Organik pamuktan gömlekler,bambudan elbiseler ve pantolonlar, koton düğmeler buluşurken, karşımıza bej, lacivert ve nört renklerin hakim olduğu sade ama zarif kıyafetler çıkıyor. Kesimler çok rahat, doğal ortamlara çok uygun. Çevreye duyarlı, entellektüel birikimi yüksek insanlara hitap edebilecek bir nitelikte. Farklı kombinlerle yepyeni lisanların kurulmasına imkan veren, çok güzel bir koleksiyon Organic by ROMAN.
ROMAN
ROMAN'ın koleksiyonunun teması yukarıda yazdığım üzere 60lı yıllar. ROMAN'ın basın bülteninde yazdığı üzere, "Vietnam savaşı sırasında askerde olan Amerikalı erkeklerin yerini geçici süreliğine akıllı, cazibeli ve zarif kadınlar almıştı. Bu kadınlardan bazıları iş hayatını savaş bittikten sonra da bırakmadılar. Modayla iş dünyasını ilk defa 1960larda şıklığıyla ve zekâsıyla bir araya getiren bu unutulmaz kadın silüyetlerini Roman 2010-2011 kış koleksiyonuna taşıyarak başarılı iş kadını profilini modernize etti."
Aşağıda da görebileceğiniz üzere, koleksiyon, Casual & Chic felsefesinden yola çıkarak, iş dünyasında hem şıklık hem de rahatlık arayan kadınlara hitap ediyor. Çizgiler hem nostaljik, hem de modern. Hem iş dünyasına uygun olarak iddialı, hem de yumuşak ve kadınsı. Mükemmel bir birleşim. Özellikle üstten üçüncü resimdeki kırmızı vurgularıyla dikkat çeken geometrik desenli elbiseyi çok beğendim.
Gipsy by ROMAN
Organic by ROMAN
Bu koleksiyondaki kıyafetlerde yukarıda yazdığım gibi sadece sertifikalı organik kumaşlar kullanılıyor. Organik pamuktan gömlekler,bambudan elbiseler ve pantolonlar, koton düğmeler buluşurken, karşımıza bej, lacivert ve nört renklerin hakim olduğu sade ama zarif kıyafetler çıkıyor. Kesimler çok rahat, doğal ortamlara çok uygun. Çevreye duyarlı, entellektüel birikimi yüksek insanlara hitap edebilecek bir nitelikte. Farklı kombinlerle yepyeni lisanların kurulmasına imkan veren, çok güzel bir koleksiyon Organic by ROMAN.
Etiketler:
gipsy by roman,
organic by roman,
roman
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










































