Sevgili arkadaşlar,
Blogum hostingli Wordpress platformuna taşınmıştır. Google Friend Connect yoluyla beni ekleyen herkes rica ediyorum, beni guzelblogum.com adresinden tekrar eklesin. Bu blogu artık kullanmıyorum.
13 Nisan 2011 Çarşamba
31 Mart 2011 Perşembe
Özel etki alanıyla blogger kullanma yöntemi
Blogu eskisi gibi kullanabilmeye başladım. Aşağıdaki linkteki yöntem sayesinde:
http://www.kelimelerbenim.com/2011/03/blogger-ozel-alan-adi-sansuru-cozuldu.html
Bu tabii geçici çözüm ve yine IPlerin eskisi gibi kullanıma açılmasını bekliyorum. Ama özel alan adıyla blogger sayfanız varsa ve alan adınızla eskisi gibi blog yayınına devam etmek istiyorsanız, bu yöntemi deneyebilirsiniz.
http://www.kelimelerbenim.com/2011/03/blogger-ozel-alan-adi-sansuru-cozuldu.html
Bu tabii geçici çözüm ve yine IPlerin eskisi gibi kullanıma açılmasını bekliyorum. Ama özel alan adıyla blogger sayfanız varsa ve alan adınızla eskisi gibi blog yayınına devam etmek istiyorsanız, bu yöntemi deneyebilirsiniz.
30 Mart 2011 Çarşamba
Rezalet!!
Geçici çözüm olarak www.guzelblogum.com adresini guzelblogum.blogspot.com olarak değiştirdim. Ve URL yönlendirme yöntemiyle guzelblogum.com adresini bu adrese yönlendirdim. Ama Google aramasında bulunan linklerim guzelblogum.com/aysefatma diye çıkıyordu ve artık her yazımın linki değişti guzelblogum.blogspot.com/aysefatma filan oldu. İnsanlar bunu bilmiyor. Sitemin açılmadığını görünce, pencereyi kapatıp başka sayfaya gidiyorlar doğal olarak. Tam bir rezalet yani. Facebook, twitterdan yakın çevreme duyurdum durumu ama herkese nasıl duyuracağım bilmiyorum. Bu yazıyı da adresimi bilen zaten takip eden sizler için yazdım.
Yakında çok üzülerek de olsa ayrı bir platforma geçeceğim. Blogger platformunu her ne kadar sevsem de burada çok güzel anılar günler yaşasam da ileride sürprizlerle karşılaşmamak için bunu yapmak zorunda kaldım. Forumlarda ya da e-maillerime vb. yetkililerden açıklama, bir satır olsun cevap gelmemesi de bir etken.
23 Mart 2011 Çarşamba
Liseliler çabuk buraya bakın!!!
Evet bütün liselilerin okumaları için dikkat çekici başlığımızı attıktan sonra, güzel haberi verebilirim:) ESMOD Istanbul, lise son sınıf öğrencileri için bir moda tasarımı yarışması başlatıyor. Konumuz “Küçük Siyah Elbise”. Hazırladığı projesi en başarılı bulunan kişiye ESMOD Istanbul’da 3 yıl süreyle moda tasarımı alanında eğitim bursu verilecek!!!
Yarışmaya katılmak isteyen öğrenciler, iki bölümden oluşan başvuru formundaki soruları cevaplamalı ve yarışmanın konusu olan “Küçük Siyah Elbise” temasıyla ilgili belirtilen kriterlere uygun en az 9 sayfalık bir portföy hazırlamalı. Ayrıntılı bilgi www.esmodistanbul.com adresinde.
Etiketler:
esmod istanbul,
küçük siyah elbise,
yarışma
21 Mart 2011 Pazartesi
Dönüyor başım yine Yine başım dönüyor
Neden bu Kayahan şarkısını hortlattım yıllar sonra diye soracak olursanız, sebep Yves Saint Laurent'ın son reklamı. 2011 İlkbahar Yaz için. Model Arizona Muse. Yöneten Inez van Lamsweerde and Vinoodh Matadin. Fon müziği komik saçlı it-girl Janelle Monae Mushrooms and Roses. Video boyunca ağaca dayanmış Arizona Muse'ün üstünde koleksiyon sergilenirken kamera ağacın etrafında dönüyor da dönüyor, 4 dakika seyrettikten sonra benim başım da Mevlana semasına dahil olmuş gibi döndü tabii ki:) Video güzel aslında böyle hafiften 70ler etkisi var ama siyah beyaz olması şart mıydı bilemiyorum. İzlemek isterseniz buyurun:
Etiketler:
arizona muse,
reklam,
yves saint laurent
15 Mart 2011 Salı
İstanbul Mücevher Fuarı bu Perşembe başlıyor
1 değil 2 değil 150 katılımcı firmayla mücevher fuarı gezmek ister misiniz? İstemeyiz demeyin kim istemez:D
Bu yıl ikincisi düzenlenen Bijoux Expo Turkey 17-21 Mart arasında CNR Expo'da yapılıyor. Bu dört gün birbirinden renkli geçecek.
Fuarı düzenleyen Demos Fuarcılık yurtdışındaki fuarlarda olduğu gibi “Son Trend Alanı” hazırlıyor. Bu alandaki vitrinlerde katılımcı firmaların son moda takıları sergilenecek. Sadece stand ve takı sergisi yok tabii, Cemil İpekçi ve Muammer Ketenci, özel takı tasarımlarını showlarla sergileyecek. Ayrıca Anadolu Ateşi başdansçısı Hasan Yalnızoğlu, Cemil İpekçi'nin tasarladığı çok özel kostümler giyecek.
Bu yıl ikincisi düzenlenen Bijoux Expo Turkey 17-21 Mart arasında CNR Expo'da yapılıyor. Bu dört gün birbirinden renkli geçecek.
Fuarı düzenleyen Demos Fuarcılık yurtdışındaki fuarlarda olduğu gibi “Son Trend Alanı” hazırlıyor. Bu alandaki vitrinlerde katılımcı firmaların son moda takıları sergilenecek. Sadece stand ve takı sergisi yok tabii, Cemil İpekçi ve Muammer Ketenci, özel takı tasarımlarını showlarla sergileyecek. Ayrıca Anadolu Ateşi başdansçısı Hasan Yalnızoğlu, Cemil İpekçi'nin tasarladığı çok özel kostümler giyecek.
Etiketler:
bijoux expo turkey,
ceml ipekçi,
fuar,
muammer ketenci,
takı ve aksesuar
Bloglar artık serbest!!!
Geçen haftalarda blogger.com'a getirilen erişim engeliyle sarsılmıştık ve Facebook'ta Bloguma Dokunma gibi sayfalar açılmıştı. Sonunda yapılan itirazlar olumlu sonuç verdi ve yasağa neden olan blog sayfalarının da yayından kalktığı anlaşılınca blogger.com erişime açıldı. Yasal kaldırma kararı internet servis sağlayıcılarına tebliğ edilince erişim yeniden yapılabilecek. Tabii, bir daha aynı şeyin olmaması için, yasa tasarısında uygun düzenlemelerle önlem almak gerekiyor artık.
Bu akşam ESMOD'da herkes moda konuşacak

L'Appart PR'dan br duyuru geldi. Buna göre bu akşam ESMOD'da çok güzel bir etkinlik düzenleniyor.
Geniş kapsamlı bir seminerler bütünü olan Fashion Talk etkinliğinde moda konuşulacak. Basın bülteninde yazdığı üzere:
"Tasarımcı Markası nasıl doğuyor ? Ne gibi güçlüklerle karşılaşılıyor ? Hangi konulara özellikle dikkat edip özen göstermek gerekiyor ? gibi merak ettiğiniz birçok soruya yanıt alabileceksiniz.
35 yaşında çalıştığı özel firmayı bırakıp modacılığa soyunan ve soyadını markalaştırarak hayallerini gerçekleştirmeyi başarmış, bugün modada 11.yılını tamamlayan Mehtap ELAIDI sizlerle markasının serüvenlerini paylaşacak.
Diğer yandan genç tasarımcılarımızdan ismini her geçen gün daha da fazla duyduğumuz farklı ve başarılı çizgisiyle ZEYNEP TOSUN kendi markasının nasıl yola çıktığını ve deneyimlerini bizlerle paylaşacak.
Istanbul'un ilk ve tek moda PR ajansı L’Appart PR kurucusu Feride Tansuğ Erdoğan'ın yönlendirmesiyle tasarımcıları daha yakından tanıma fırsatı bulacaksınız.
Parekende sektörünün dev ismi CARREFOUR SA mağazaları kurumsal ilişkiler ve hukuk direktörü Merter ÖZAY’da hukuki konularda bir tasarımcı markasının dikkat etmesi gereken noktaların altını çiziyor olacak.
Modayı farklı yönleriyle ve bakış açılarıyla değerlendirmek üzere, deneyimleri ve yorumlarıyla sohbete farklı bir boyut katacak olan konuşmacılarımızı dinlemek üzere hepinizi bekliyoruz.
ADRES : ESMOD ISTANBUL MECLIS-I MEBUSAN CAD. CELEBI HAMAMI SOK. NO:14 FINDIKLI 34427
TEL: 212 249 20 54-55"
Bu etkinlik kaçmaz diyorum ben de. Ben orada olacağım, siz de gelin.
Etiketler:
esmod istanbul,
lappart pr,
mehtap elaidi,
zeynep tosun
14 Mart 2011 Pazartesi
Kanye West yine olay hep olay
Eskiden sadece müzisyenliğiyle bilinirdi, şimdi yarattığı olaylarla. Kanye West'in yine dikkat çekme krizi tutmuş. haber olsam için ne yapsam, ağaçtan mı atlasam, denizin dibine mi girsem diye düşünmüş taşınmış, çözümü davetiyesinin olmadığı defilelere zorla girmeye çalışmakta bulmuş. Kanyezede olanlar, Alexander McQueen, Balmain ve Louis Vuitton. Hepsinin kapısına dayanmış, girecem de girecem diye tutturmuş. Alexander McQueen'de giriş kapısından değil de yan kapıların birinden sızmış içeri. Kanye West, Valentino, Givenchy ve Vivienne Westwood defilelerini davetiyesiyle girip seyretmişti.
Böyle giderse, gelecek moda haftasında defilelere girmek şöyle dursun, ön sırada güzel bir konumdan oturup seyretmek de kendisine yetmeyecek, podyumun tam ortasına tentesiyle, kocaman yastıklarıyla platform kurup (hani şu havuzlarda olduğu gibi) bütün defileleri öyle seyretmek için tuturacak. İş oraya gidiyor. Eminim bundan.
Etiketler:
alexander mcqueen,
balmain,
kanye west,
louis vuitton
12 Mart 2011 Cumartesi
İşte Rihanna'nın Vogue kapağı!!!
Rihanna'nın Vogue dergisine, yani ABD edisyonuna (Wintour edisyonuna) kapak olacağı aylardır biliniyordu da kapağın neye benzeyeceği merak konusuydu. Sonunda kapağımız ortaya çıktı. Rihanna gayet klasik bir şekilde Jessica Rabbit olmuş. Ne de olsa geçen yazdan beri kıpkırmızı saçlarla geziyor. Tabii kapak için Jessica Rabbit'ten daha uygun bir ilham modeli düşünülebilir miydi? Tabii Rihanna'nın vücudu Jessica Rabbit'e nazaran daha "insani" formlarda zaten belki de bu yüzden spot yazısı olarak vücut kıvrımları hakkında neler düşündüğüne dikkat çekilmiş. Artık tombullar moda diye boşuna demiyorum.
Baharı felaketle karşılamak...
Biz burada, İstanbul'da pek hissetmiyoruz ama bahar yaklaşıyor yavaş yavaş. Ağaçlar yeşillenmek, yapraklarını vermek, çiçeklerle donanmak için son hazırlıklarını yaparken güneş giderek daha sıcak işliyor toprağa. Ne de olsa Mart ayı bahar ayı... Japonya'nın Sendai şehri, baharın en güzel yaşandığı şehirlerden biriymiş, "ağaçların şehri" olarak bilinirmiş. Bahar mevsiminin böyle bir ünvan taşıyan bir şehirde, bir başka güzel yaşandığını buradan tahmin etmek zor değil. Ne var ki 2011 baharını felaketle karşıladı Sendai ve Japonya kıyıları. Pasifik okyanusu kaynaklı 8.9 şiddetindeki deprem ve yol açtığı metrelerce yükseklikteki tsunami, Japonya'nın kıyılarındaki tarlaları, evleri, araçları alıp götürdü, gemileri kilometrelerce içeri taşıdı. Pasifik Okyanusu'nda kıyısı olan başka ülkeleri de etkileyen tsunami, şüphesiz insanlık tarihindeki sayısız felaketten sonuncusu. Daha önceki felaketler gibi yüzyıllarca belleklerde silinmez izler bırakacak.
Şimdi birçok felaket sonrasında olduğu gibi geride kalan insanların birbirlerine sarılma, güç verme zamanı. Yardım etme zamanı. Kişiselliği bırakarak başkalarını düşünme zamanı. Dualarımız Japonya'yla ve tsunaminin etkilediği diğer ülkelerle. Gelecek baharların felaketsiz olması dileğiyle.
Etiketler:
bahar korçan,
japonya,
sendai
10 Mart 2011 Perşembe
Givenchy (Paris Moda Haftası)
Moda haftalarını seviyorum. Haftalar süren o tempoyu, şehirlerin moda merkezine dönüşmelerini, sabah akşam defilelerin yapılmasını, hem defilelerin hem de o defileye giderken insanların giydikleri kıyafetlerin konuşulmasını, oraya giden ve ön sırada oturan ünlüleri izlemeyi, defilelerde yapılan şovları görmeyi, dedikoduları hepsini seviyorum.
Belki bu nedenle bir aydır blogum, blogumuz, adeta bir moda haftası bloguna dönüştü. Ama artık bu haftalar bittiğine göre yavaş yavaş normal yaşama ve gündeme geri dönme zamanı geliyor.
Tabii Givenchy'nin koleksiyonuna değinmeden değil. Çünkü çok güzel, muhteşem. Hem renk skalası, hem desenleri hem de değişik kumaşların ustaca kombiniyle çok güzel.
Yaka ve kenarları desenli ceketler mi dersiniz, sonbahara nazire yaparcasına bahar esintileri taşıyan yeşilli lacivertli desenleriyle parlak takımlar mı? Yoksa favorimiz ortasında vahşi hayvanlar ya da nu model illüstrasyonu çiçek taçları mı? Elbette romantizme fazla vurgu yapmak isteyenler seçimlerini deri kadife kombinlerinden yana kullanabilirler. En beğendiğim parçalar, doğal olarak assolist niyetine en son çıkan sarılı siyahlı eserlerdi. Eski yüzyılların duvar ve tavan süslemeleri giysilere daha güzel nasıl yansıyabilirdi ki? Süslü çerçeveler içine alınmış çiçekleri sevmek ne kelime, bayıldım. Gelecek kış Givenchysz bir gardrob, çiçeksiz bir saksıya benzeyecek desem çok mu abartmış olurum?
Bu dekoratif kıyafetler koleksiyonun en beğenilen ve konuşulan eserleri oldu ki şimdiden klasikler arasına girdiler bile.
Etiketler:
2011 2012 sonbahar kış,
givenchy,
paris moda haftası
Chanel (Paris Moda Haftası)
Evet görüyorsunuz artık acayip başlıklar bulmayı (şimdilik) bıraktım. Sebebi uykusuzluk olsa gerek. Zaten Chanel gibi bir isme bir de ayrıntılı başlık mı gerekir? Chanel, Paris Moda Haftası dendi miydi yetiyor da artıyor bile. Fazla söze ne gerek var?
Ne var ki bu koleksiyonu öyle çok da aman aman beğenmedim. Sebebi herhalde birçok koleksiyonda gördüğüm tuhaf bol kesimler olabilir. Özellikle bol pantolonlar gelecek kış daha sık görülecek gibime geliyor. Chanel koleksiyonu kısacık ceketlerle pantolonların, tüvitlerin yünlerin dantellerin, pastel renk tonlarının buluştuğu, biraz romantik ama romantik olduğu kadar militer bir koleksiyon oldu. Çok favori parçalarım var, aman bu da ne dediklerim de. Ama Chanel hayranı kadınlar elbette yine aradıkları bekledikleri birçok şeyi bu koleksiyonda bulabiliyorlar.
Özellikle ilk resimdeki pantolon ve ceket kombinasyonlarını çok beğendim. Bunlardan gözlerimi alabildiğimde, beşinci kesimdeki kısa elbiseleri alma hayalleri kurdum.
İşte koleksiyondan seçmeler:
En soldaki kırmızı yaka ayrıntılı palto ve ona eşlik eden aynı tonlarda ceket bu koleksiyonun en ışıltılı parçalarından
Aşağıdaki elbiseler kesinlikle koleksiyondaki favorilerim, özellikle soldan ikinciyle en sağdaki tipik Chanel klasikleri. Teşekkürler Lagerfeld.

Etiketler:
2011 2012 sonbahar kış,
chanel,
paris moda haftası
Alexander MCQueen (Paris Moda Haftası)
Moda haftaları bitti artık önümüzdeki kış trendleri konusunda da az çok fikrimiz oluyor yavaş yavaş. Tabii Alexander McQueen eserlerinde trendlerin aynen kopyalanıp yapıştırıldığını görmüyorduk, bir trendsetterın izlerini görüyorduk ve Sarah Burton devraldığı mirasa yine layık diyebileceğim bir koleksiyon çıkarmış tabii kendi özel tarzında ki. McQueen'in büyüleyici renk skalasının yerini nötr renklerle vücuda oturan kesimlerin buluşması almış. Tabii kürk trendi burada da karşımıza çıkıyor. Yakalarda, eteklerde, kollarda, her yerde. Vücudu kafes gibi saran şeritler vücut hatlarını daha iyi vurguluyor, kıyafetin orijinal dokusuyla güzel bir kontrast yakalıyor. Yine çok güzel bir koleksiyon ama bazen insan McQueen'in sıradışı yaratıcılığını aramıyor değil. Bazen sanki Sarah Burton'u kendi haline bıraksalar, McQueen çizgisine uymak için kendini zorlamasa ortaya daha özgün eserler çıkabilir diye düşünüyorum.
Bu koleksiyonda aşağıdaki siyahlı parçalar en beğendiklerim arasında yer aldılar. Özellikle en sağdaki elbiseye özel bir dikkat gösteriyorum.
Kesinlikle favorim en soldaki, bele oturan korse gibi üst kısım, püsküllü eteği, kafes gibi yaka detayıyla dört dörtlük, kelimenin tam anlamıyla kusursuz.
Tabii en ortadaki elbseyi de es geçmemek gerekiyor
Etiketler:
2011 2012 sonbahar kış,
alexander mc queen,
paris moda haftası
6 Mart 2011 Pazar
Ben bir küçük cezveyim mutfak mutfak gezmeyim
Yani yemek konusunda en uzman kişilerden değilim ama makarna yapmayı iyi bilirim. Ne de olsa Fransız Katalonyası'ndaki öğrencilik yıllarımda, özellikle makarna yapımı konusunda ihtisas yapmıştım. Hem ülkemden hem ailemden uzak olduğum için, ayrıca o dönemde bütçemi de sarsmamaya gayret ettiğimden günlerimi okulda yöresel yemekler yiyerek geçirirken akşamları evde makarnaya talim ediyordum. Tabii asıl sebep bütçe değil, makarnayı çok çok çok sevmemdi. Bir de üstüne Emmental rapé peynirleri koyduğumda o makarnayı yeme de yanında yat. Abuk bubuk soslar icat etmişliğim de vardır o makarnayı daha da tadına doyulmaz yapmak için. Bu Emmental rapé konmuş makarnalarım arkadaşlarım arasında da çok büyük sükse yapmıştı; ne var ki canım ülkeme döndüğümde o peynirleri bulamadım:(
İşte bu nedenle sevgili Styleboom, blogunun 2. yaş kutlamaları kapsamında düzenlediği bir çok etkinliğin yanısıra bir de The House Cafe'de makarna yapımı atölyesi için çekiliş yapınca ben de hemen başvurmaya karar verdim. Başvurur başvurmaz da içime kazanacağıma dair bir his doğdu. 6. hissim kuvvetlidir ve bu sefer de beni yanıltmadı. Nitekim kazanmışım, dün oradaydım.
Styleboom'un yanısıra, severek okuduğum bloggerlar Bilun Şen, Deniz Saatçioğlu, Bi Kot Bi Tişört, Modenise Deniz Eslek, Zumrut Style, meşhur Twitdayı ve tanışmaktan büyük mutluluk duyduğum birkaç şanslı Styleboomer, hep birlikte mantarlı soğanlı tadına doyulmaz bir makarna yaptık ve afiyetle yedik. Tabii bu arada bloguma dokunma demeyi de ihmal etmedik. Fotoğraflarımızı, son zamanlarda popülaritesini arttıran fotoğraf sanatçısı Emircan Soksan çekti. Makarnanın hamurunu yaptık, sosunu yaptık, hamuru özel bir makineyle makarna görünümünü alacak şekilde parçalara ayırdık, sonra pişirdik ve makarnalar midemizde dans etmeye başladılar. Gerçekten çok eğlenceliydi. Üstelik uzun süredir (işe yaramayan bir) rejim yaptığım için sevdiğim yemeklerden uzak kalmıştım ve dün bir süreden beri ilk defa gerçek bir yemek yemenin sevincini yaşadım. Daha önce hep paketiyle hazır makarnalardan yapmıştım bu sefer ellerimle makarna üretimine katkıda bulunmanın keyfi bambaşka elbette. Makarnanın tadı son derece güzeldi.
İşte bu güzel buluşmadan kareler:
Hamurlarımızı işte bu makinede böyle incelttik
Ve işte böyle bildiğimiz makarna görünümüne kavuşturduk
Styleboom ve Modenise makrnaya son şeklini verirken
Bu arada Emircan Soksan bol bol fotoğraflarımızı çekiyordu
İşte bu oklavaları kullandık
Molalarda hep birlikte şarap içip sohbet ettik ve birlikte fotoğraf çektirdik. Beni Styleboom ile Deniz Saatçioğlu'nun arasında görebilirsiniz. Tabii birçok fotoğrafımda olduğu gibi yine gözüm kapalı çıkmışım ve elimde bu fotoğrafın alternatifi yok bu nedenle kapalı gözü kamufle etmek için bir güneş gözlüğü fotoğrafı bulup monte ettim:) Nasıl, yakışmış mı sizce beyaz çerçeveli gözlük?
Tabii sıra makarnaları yemeğe gelmişti
Bize makarnayı ve sosu yapmayı öğreten aşçımız ve ben.
Etiketler:
geziyorum tozuyorum,
makarna,
styleboom,
the house cafe,
yemek
3 Mart 2011 Perşembe
Gagagagaaaaa!!!! (Mugler @Paris Moda Haftası)
Benim evrenimde başkasının kabahatınden dolayı blogumdan mahrum kalmak olmadığı için yine bir yazı daha yazıyorum sevgili arkadaşlar. Konumuz Thierry Mugler. Ve Lady Gaga. Yine Gaga. Hep Gaga. Gaga da Gaga.
Bilenler bilir Nicola Formichetti, artık Mugler adıyla faailyet gösteren firmanın yeni kreaktif direktörü olmuştu ve bu ünvanıyla ilk koleksiyonunu dün Paris Moda Haftası'nda sergileyecekti. Lady Gaga da hem defilede modellik yapacak hem de Mayıs'da çıkacak Born This Way albümünden daha önce duyulmamış bir yeni şarkısını da izleyicilere dinletecekti. Hatta bu koleksiyonun ve şovun tanıtımı için aşağıdaki Antik Mısır ve bilim kurgu karışımı ilginç video da hazırlanmıştı:
Sonunda defile gerçekleşti. Gaga sahneye iki kez çıktı. Birincisinde siyah lateksler içindeydi ve ağzında sigara vardı. Parlak siyah bir sütyene dapdaracık uzun bir parlak etek eşlik ediyordu ve ikisinin altına şeffaf bir body giymişti. Tabii Lady Gaga'da görmeye alışkın olduğumuz ilginç şapkalardan biri de eksik değildi. Lady Gaga sallanarak yürürken takma sarı saçlar da eşarp gibi sallanıyordu. İkinci kıyafetinde herhalde saç faktörü yetmemiş olacaktı Lady Gaga gerçekten eşarp aldı eline ve beyaz kıyafetiyle beraber sinirli, gergin bir şekilde eşarpı sallayıp durdu:) Bu sefer tamamen beyaz giyinmişti, korse, body, uzun etekten oluşan bir takımdı. Lady Gaga'nın kahkül kısmını siyaha boyadığı saçları ve Black Swan'ı hatırlatan göz makyajı da ayrı dikkat çeken unsurlardı.
Asıl dikkat çeken unsur da herhalde 50 santim tutan topuklu ayakkabılara rağmen Lady Gaga'nın profesyonel bir mankeni aratmayacak şekilde yürümeyi başarmasıydı. Bunu mankenlerin hepsi başaramadı nitekim, maviler giymiş manken az kalsın düşüyordu.
Bu arada tabii Lady Gaga'nın yeni şarkısı "Government Hooker" (şarkının ismine bak hizaya gel) da dünyada ilk kez bu defilede çaldı. Parçayı ben oldukça beğendim, 80lerin birçok önemli beatini koymuşlar, Born This Way'den daha güzel, eğer bu sinirimi bozan electropop trendi Lady gaga sayesinde bu yöne doğru giderse en azından sinir bozucu olmaktan çıkacaktır.
Defilede ışıklar loştu, üstelik bir Yerebatan Sarayı dekoru konmuştu ki sormayın, koca koca sütunlar her yerdeydi buna rağmen mankenler koreografiyi nasıl ezberleyebildi merak ediyorum çünkü karmakarışık bir düzende sütunlar arasına girip çıktılar ve ben asıl seyirciyi düşünüyorum nerede oturuyorlardı ve koca sütunların arkasından kıyafetleri nasıl görüp değerlendirebildiler?
Yine de uzun uzun inceleme gerektirmeyen tek renk desensiz parçalar olduğu için herhalde fazla sorun olmamıştır. Bu koleksiyonun gücü kesimlerinde toplanmıştı nitekim. Thierry Mugler tarzı kocaman kabartılmış omuz detayları olan daracık ceketler ve elbiseler, su damlası biçiminde sütyenler, dar ama vücuda yapışmayan pantolonlar, lateks taytlar, parlak kumaşlar, smokin ceketlerin vatkalarla yeniden yorumlanışı, dar kesimli ve göğüs kısmında kocaman tül pencere açılarak dekoltesi yaratılmış mini elbiseler koleksiyonun akılca kalıcı parçalarıyla. Tabii meşhur kürk modası burada (bile) karşımıza çıktı, kürk kolluklar, kürk ceketler, kürk yakalar derken bunlara leopar desenli tül bodylerin de eklendiğini belirtmeden olmaz.
Defilenin sonlarına yaklaştıkça kıyafetler de giderek daha iddialı oluyordu, omuz kısımları yengeç ayaklarını andıracak şekilde daha kabarıyor, bazen de kıyafetlerden çıkan üçgen şeklinde parçalar bütün vücudu sarıyordu.
Tabii kadın giyimi koleksiyonuydu ama bir tane de erkek model çıktı: Her tarafına üstelik yüzüne yaptığı dövmelerle bir çeşit ayaklı anatomi müzesine dönüşen Rico, ki Nicola Formichetti'nin ilham perisiymiş. Tabii Lady Gaga'nınki de, nitekim onu Born This Way klibinde görebiliriz.
İşte defileden birbirinden güzel kıyafetlerden bir seçki:
İşte bu da defilenin videosu,
Etiketler:
2011 2012 sonbahar kış,
lady gaga,
mugler,
nicola formichetti,
paris moda haftası
2 Mart 2011 Çarşamba
John Galliano ırkçı sözlerden dolayı Dior'dan kovuldu
2-3 gündür moda dünyası bu haberle çalkalanıyor. John Galliano'nun Paris'te tarihi Le Marais bölgesinde La Perle adında bir cafede çekilen videosu ortalığı karıştırdı. Çünkü Galliano bu videoda bir çifte küfrediyor, "Hitler'i seviyorum. Hepiniz ölmeliydiniz, gazlara boğulmalıydınız," gibi cümleler sarfediyor tepki gösteren bir kızı da "Çirkinsin sen," diye tersliyor. Daha bir sürü olay böyle. Sonuç olarak, Galliano'nun çalıştığı DIOR firması bu sözlerin ve düşüncelerin Dior'un ilkelerine aykırı olduğunu belirterek onu kovdu. Bu olaydan sonra göz altına alınan John Galliano'nun şimdi de rehabilitasyona girdiği söyleniyor.
Bu Cuma günü John Galliano'nun Dior koleksiyonu Pazar günü de kendi koleksiyonu Paris Moda Haftası kapsamında sergilenecekti. Herşeye rağmen koleksiyon sergilenecekmiş. Ama bakalım Galliano defile sonunda selam vermek için podyuma gelebilecek mi?
Tasarımlarını beğendiğimiz bir sanatçının böyle bir iç yüzünün ortaya çıkması şüphesiz hepimiz için şok edici bir gelişme. Ama kimsenin alnında siyasi görüşleri yazmadığı için bazen yanlışlıkla bize çok ters görüşleri olan birinin kıyafetini giyebiliyoruz, şarkısını dinleyebiliyor, filmini seyredebiliyoruz. sanırım medyumluk yeteneklerimizi geliştirmemizde fayda var:p
John Galliano'nun yerine geçebilecek isimler şimdiden konuşulmaya başladı. Mesela şu anda zaten Dior'un bağlı olduğu LVMH bünyesinde çalışan Marc Jacobs (Louis Vuitton), Riccardo Tisci (Givenchy), Phoebe Philo (Celine). Ayrıca LVMH dışından Alber Elbaz da düşünülüyormuş. Yeni ismi bulmakta çok gecikmeyecelerdir. Bekleyelim görelim.
Olay videoyu izlemek için:
http://www.thesun.co.uk/sol/homepage/news/3436757/Film-of-John-Gallianos-racist-rant-in-bar.html
Etiketler:
dior,
john galliano,
lvmh
KIRMIZI ALARM: Blogger'a erişim engellendi
Hemen pılımızı pırtımızı toplayalım, bloglarımızı olduğu gibi Wordpress'e filan taşıyalım belki bu erişim yasağı (da) 3 sene filan sürebilir. Belki de bir iki sene önceki Blogger erişim yasağı gibi kısa sürede de bitebilir. Bekleyelim, görelim. Planlarımız alt üst olmuşken gelecekte blogumuzla ilgili ne olacağı belirli değilken panik yapmayalım. Ya da yapalım. Bilmiyorum.
Sıradışı bir şey değil aslında ülkemizde sürprizlerle karşılaşmak, firma kurarken de böyledir planlarınız vardır, 5 yıllık 10 yıllık ama her an gelebilecek bir ekonomik krizi hesaba katmazsınız, bir anda bütün hesaplarınız alt üst olabilir. 20 yıl vadeli ev kredisine girersiniz ama işinizi kaybedip kaybetmeyeceğiniz garanti değildir, hele arkanızdan eğitimsiz oldukları halde sizin işinizi yarı fiyatına yapmaya hazır üstelik de genç bir ordu beklerken ve birkaç kurumsal firma hariç çoğu onları işe almaya meyilliyken. Ya da blog yaparsınız tam okuyucu sayısı arttı, üstelik yorumlar da atıyorlar diye sevinirken birden sitenize erişim engelleniverir işte. Yani sadece siz değil okuduğunuz tüm bloglara.
Sebep? Bu ülkede her konuda olduğu gibi futbol blogları da varmış doğal olarak. Bakmam etmem. Develer tellal iken pireler berber iken ben ninemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken bunlar gece gündüz toplaşmış, bir sağa gitmişler bir sola gitmişler dut ağacının üstünden atlamışlar, Lig TV maçlarını almışlar aynen bloglarına koymuşlar. Digiturk de çok kızmış şikayet etmiş. Sonuç: Blogger'a erişim engellensin, kimse bunların bloglarına giremesin, kural dışı olarak maç seyredemesin. Bu arada moda, müzik, sanat, tasarım, sinema, anne, bebek, çocuk, evlilik, şiir blogları da iki arada bir derede erişime kapanıvermiş. Ne de olsa hepimizin bir gün bir Digiturk Lig TV maçını aynen alıp blogumuza koyma ihtimali var değil mi? Moda blogu da olsak, evlilik blogu da, şiir blogu da, bir Lig TV maçını yayınlama tehlikesi barındırıyoruz herhalde?! Yoksa başka gerekçe bulamıyorum.
Mevcut kanun, bir sitedeki bir sayfada bulunan içerik uygunsuzsa bütün siteyi kapatma üzerine galiba, yani o sitenin sadece ilgili sayfası değil, o yüzden zaten belli videolar yüzünden her videonun ayrı linki olduğu halde bütün Youtube gitti ya zaten.
Umarım birkaç sene önceki gibi Blogger yasağı hemen kaldırılır, yoksa bu blogu da olduğu gibi Wordpress'e taşımak hatta garanti olsun diye profesyonel hosting hizmeti alıp oraya taşımak mecburiyetinde kalabilirim. Ama bunu hiç istemiyorum, çünkü buraya zaten Wordpress'ten gelmiştim ve Wordpress'in .org uzantılı tarafının istediğim imkanları sağlayıp, .com uzantılı bedava tarafının hem çok az sayıda ve hem de çoğu vasat tema seçenekleri, hem de önemli hizmetlerinin ücretli olmasından dolayı istediğimi veremediğini iyi biliyorum. Ben bu sitenin tasarımı başta olmak üzere her şeyiyle saatlerce uğraştım. Kendimden bir şeyler katmadığım kendim hazırlamadığım sıradan bir tasarımla yayın yapmak istemiyorum. Ya da gelecek için biriktirdiğim paramı ani ve sürpriz bir şekilde hostinge yatırmak. Hayatımda herşeyi planlamış programlamışken sürprizlerle karşılaşmak istemiyorum. Sıfırdan başlamak istemiyorum, tam şu SEO mudur, Google optimizasyonu mudur nedir bunlar oturmuşken, yeniden sil baştan promosyon için uğraşmak istemiyorum. Böyle hisseden kimbilir kaç blogger var. Türkçe blog sayısı 4 milyonu bulmuş, son bir haftada güncellenen, yani düpedüz aktif Türkçe blog sayısıysa 600 binmiş. Bu sayı beni de çok şaşırttı.
Şimdilik Blogger'ın açılmasını bekleyeyim diyorum. Ama baktım ziyaretçi sayımda dramatik bir azalma var mecburen başka platforma geçeceğim:(
Bu arada Facebook'ta hemen bir Bloguma Dokunma sayfası açıldı, üye olabilirsiniz:
http://www.facebook.com/blogumadokunma
Bloggers VS Designers @BUILDING
Building'i bilirsiniz, İstanbul Galata'da Serdar-Ekrem Caddesi'nde tasarımcıların unique kıyafetlerini bulabileceğiniz müthiş yer. İşte 1-2 ay önce bir proje ortaya attı Building, buna göre yeni parlayan bir kaç tasarımcı birkaç bloggerla eşleşecek, her tasarımcı eşleştiği blogger için bir kıyafet tasarlayacaktı. Projede yoktum ama Building'den mail geldi. 23 Şubat'ta Galata'daki mağazalarında projelerinin tamamlanışını bir partiyle kutluyorlarmış. Parti demek benim için akan suların durması demek, hemen uçtum tabii oraya.
Geldiğimde henüz ikram ve tanışma faslıydı ama birbirinden güzel kıyafetler giymiş bloggerları ve tasarımcıları hemen gıptayla farkettim tabii ki.Gelen insanların sayısı kalabalıklaşınca kıyafetler teker teker bizlere tanıtıldı. Hepsi ayrı güzel ve bir ay gibi kısa sürede tasarlanmış olmalarına ancak şapka çıkarırım!
İşlerimin yoğunluğundan dolayı etkinliği ancak şimdi yazıyorum ama blogger.com'a getirilen erişim yasağından sonra, blogların kıymetini milletçe daha iyi anladığımızdan artık bu yazı gecikmese iyi olur.
Partide samimi bir ortam vardı, sanki ev gibiydi desem yeridir. Bu arada bloggerların giydikleri kıyafetlere bakıyorduk.
Soldan sağa Ceylan Ziğoşlu, Stilize, Off Ne Giysem ve Alışveriş Cini objektifime takıldılar (Şu klişe basın cümlelerinden hâlâ kurtulamıyorum görüyorsunuz:))
Projedeki bloglardan zaten okumuşsunuzdur ama bir de objektifimden bloggerlar, tasarımcılar ve kıyafetler:
Solda: Blogger Fashion by Siu ve tasarımcı Sudi Etüz
Sağda: Blogger Cinderella ve tasarımcı Nilay Sorgüven
Solda: Blogger Stilize ve tasarımcı Ceylan Zigoşlu
Sağda: Blogger Off Ne Giysem ve tasarımcılar Melahat Pehlivan ve Gökay Yalın (%100 Magenta)
Solda: Blogger Serap'la Moda ve tasarımcı Kiki
Sağda: Blogger Bilun Şen ve tasarımcı Berra Yurtman (Berry) Bilun Şen'e iki tasarımcı denk gelmişti. Aksesuar için Berry ve kıyafet için Nazlı Ceylan. Berry'nin özellikle Blogger temalı çantasına ♥bayıldım.♥ Grafik tasarım ve tipografiyle sembollerin buluştuğu diğer tasarımlarını http://www.berryshop.net/ adresinden görebilirsiniz.
Solda: Blogger Alışveriş Cini ve tasarımcı Gizem Baş
Sağda: Blogger Zet Fashion'ı temsilen model (ismini öğrenince yazacağım) ve tasarımcı Nihan Peker, Building'den Bahar Arasan
Solda: Blogger Fashion Kido ile eşleşen tasarımcı Cihan Nacar ile Building'den Bahar Arasan
Sağda: Blogger Buse Terim'i temsilen model (ismini öğrenince yazacağım) ve tasarımcı Songül Cabacı
Tanıtım sonrası tasarımcılar, bloggerlar ve Building ekibi hep birlikte poz verirken
All That Glitters gururla sundu..
Aşağıda gururla sunma bakışlarımı atıyorum gördüğünüz üzere. (Gömlek: Network, Etek: Mango, Kemer: Patara, Ceket: 15 yıllıktır. Unuttum)
Partiden önce iki gün fotoğraf çekimi yapıldı. Bloggerlar tasarımcıların elbiseleriyle çekime katıldılar. Emin Yüksel tarafından gerçekleştirilen çekimde makyajları Nur Toktay yapmıştı.
İşte bu da partiyle ve fotoğraf çekimiyle ilgili Harun Işık tarafından çekilen video. Beni görmek isteyen 1:47-1:49 arasına en sağ tarafa baksın:)
Bloggers & Designers from RooN on Vimeo.
Etkinlikle ilgili daha fazlasını görmek, ayrıca fotoğraf çekiminden karelere bakmak isterseniz Bulding'in facebook sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





















































