2011 2012 sonbahar kış etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2011 2012 sonbahar kış etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Mart 2011 Perşembe
Givenchy (Paris Moda Haftası)
Moda haftalarını seviyorum. Haftalar süren o tempoyu, şehirlerin moda merkezine dönüşmelerini, sabah akşam defilelerin yapılmasını, hem defilelerin hem de o defileye giderken insanların giydikleri kıyafetlerin konuşulmasını, oraya giden ve ön sırada oturan ünlüleri izlemeyi, defilelerde yapılan şovları görmeyi, dedikoduları hepsini seviyorum.
Belki bu nedenle bir aydır blogum, blogumuz, adeta bir moda haftası bloguna dönüştü. Ama artık bu haftalar bittiğine göre yavaş yavaş normal yaşama ve gündeme geri dönme zamanı geliyor.
Tabii Givenchy'nin koleksiyonuna değinmeden değil. Çünkü çok güzel, muhteşem. Hem renk skalası, hem desenleri hem de değişik kumaşların ustaca kombiniyle çok güzel.
Yaka ve kenarları desenli ceketler mi dersiniz, sonbahara nazire yaparcasına bahar esintileri taşıyan yeşilli lacivertli desenleriyle parlak takımlar mı? Yoksa favorimiz ortasında vahşi hayvanlar ya da nu model illüstrasyonu çiçek taçları mı? Elbette romantizme fazla vurgu yapmak isteyenler seçimlerini deri kadife kombinlerinden yana kullanabilirler. En beğendiğim parçalar, doğal olarak assolist niyetine en son çıkan sarılı siyahlı eserlerdi. Eski yüzyılların duvar ve tavan süslemeleri giysilere daha güzel nasıl yansıyabilirdi ki? Süslü çerçeveler içine alınmış çiçekleri sevmek ne kelime, bayıldım. Gelecek kış Givenchysz bir gardrob, çiçeksiz bir saksıya benzeyecek desem çok mu abartmış olurum?
Bu dekoratif kıyafetler koleksiyonun en beğenilen ve konuşulan eserleri oldu ki şimdiden klasikler arasına girdiler bile.
Etiketler:
2011 2012 sonbahar kış,
givenchy,
paris moda haftası
Chanel (Paris Moda Haftası)
Evet görüyorsunuz artık acayip başlıklar bulmayı (şimdilik) bıraktım. Sebebi uykusuzluk olsa gerek. Zaten Chanel gibi bir isme bir de ayrıntılı başlık mı gerekir? Chanel, Paris Moda Haftası dendi miydi yetiyor da artıyor bile. Fazla söze ne gerek var?
Ne var ki bu koleksiyonu öyle çok da aman aman beğenmedim. Sebebi herhalde birçok koleksiyonda gördüğüm tuhaf bol kesimler olabilir. Özellikle bol pantolonlar gelecek kış daha sık görülecek gibime geliyor. Chanel koleksiyonu kısacık ceketlerle pantolonların, tüvitlerin yünlerin dantellerin, pastel renk tonlarının buluştuğu, biraz romantik ama romantik olduğu kadar militer bir koleksiyon oldu. Çok favori parçalarım var, aman bu da ne dediklerim de. Ama Chanel hayranı kadınlar elbette yine aradıkları bekledikleri birçok şeyi bu koleksiyonda bulabiliyorlar.
Özellikle ilk resimdeki pantolon ve ceket kombinasyonlarını çok beğendim. Bunlardan gözlerimi alabildiğimde, beşinci kesimdeki kısa elbiseleri alma hayalleri kurdum.
İşte koleksiyondan seçmeler:
En soldaki kırmızı yaka ayrıntılı palto ve ona eşlik eden aynı tonlarda ceket bu koleksiyonun en ışıltılı parçalarından
Aşağıdaki elbiseler kesinlikle koleksiyondaki favorilerim, özellikle soldan ikinciyle en sağdaki tipik Chanel klasikleri. Teşekkürler Lagerfeld.

Etiketler:
2011 2012 sonbahar kış,
chanel,
paris moda haftası
Alexander MCQueen (Paris Moda Haftası)
Moda haftaları bitti artık önümüzdeki kış trendleri konusunda da az çok fikrimiz oluyor yavaş yavaş. Tabii Alexander McQueen eserlerinde trendlerin aynen kopyalanıp yapıştırıldığını görmüyorduk, bir trendsetterın izlerini görüyorduk ve Sarah Burton devraldığı mirasa yine layık diyebileceğim bir koleksiyon çıkarmış tabii kendi özel tarzında ki. McQueen'in büyüleyici renk skalasının yerini nötr renklerle vücuda oturan kesimlerin buluşması almış. Tabii kürk trendi burada da karşımıza çıkıyor. Yakalarda, eteklerde, kollarda, her yerde. Vücudu kafes gibi saran şeritler vücut hatlarını daha iyi vurguluyor, kıyafetin orijinal dokusuyla güzel bir kontrast yakalıyor. Yine çok güzel bir koleksiyon ama bazen insan McQueen'in sıradışı yaratıcılığını aramıyor değil. Bazen sanki Sarah Burton'u kendi haline bıraksalar, McQueen çizgisine uymak için kendini zorlamasa ortaya daha özgün eserler çıkabilir diye düşünüyorum.
Bu koleksiyonda aşağıdaki siyahlı parçalar en beğendiklerim arasında yer aldılar. Özellikle en sağdaki elbiseye özel bir dikkat gösteriyorum.
Kesinlikle favorim en soldaki, bele oturan korse gibi üst kısım, püsküllü eteği, kafes gibi yaka detayıyla dört dörtlük, kelimenin tam anlamıyla kusursuz.
Tabii en ortadaki elbseyi de es geçmemek gerekiyor
Etiketler:
2011 2012 sonbahar kış,
alexander mc queen,
paris moda haftası
3 Mart 2011 Perşembe
Gagagagaaaaa!!!! (Mugler @Paris Moda Haftası)
Benim evrenimde başkasının kabahatınden dolayı blogumdan mahrum kalmak olmadığı için yine bir yazı daha yazıyorum sevgili arkadaşlar. Konumuz Thierry Mugler. Ve Lady Gaga. Yine Gaga. Hep Gaga. Gaga da Gaga.
Bilenler bilir Nicola Formichetti, artık Mugler adıyla faailyet gösteren firmanın yeni kreaktif direktörü olmuştu ve bu ünvanıyla ilk koleksiyonunu dün Paris Moda Haftası'nda sergileyecekti. Lady Gaga da hem defilede modellik yapacak hem de Mayıs'da çıkacak Born This Way albümünden daha önce duyulmamış bir yeni şarkısını da izleyicilere dinletecekti. Hatta bu koleksiyonun ve şovun tanıtımı için aşağıdaki Antik Mısır ve bilim kurgu karışımı ilginç video da hazırlanmıştı:
Sonunda defile gerçekleşti. Gaga sahneye iki kez çıktı. Birincisinde siyah lateksler içindeydi ve ağzında sigara vardı. Parlak siyah bir sütyene dapdaracık uzun bir parlak etek eşlik ediyordu ve ikisinin altına şeffaf bir body giymişti. Tabii Lady Gaga'da görmeye alışkın olduğumuz ilginç şapkalardan biri de eksik değildi. Lady Gaga sallanarak yürürken takma sarı saçlar da eşarp gibi sallanıyordu. İkinci kıyafetinde herhalde saç faktörü yetmemiş olacaktı Lady Gaga gerçekten eşarp aldı eline ve beyaz kıyafetiyle beraber sinirli, gergin bir şekilde eşarpı sallayıp durdu:) Bu sefer tamamen beyaz giyinmişti, korse, body, uzun etekten oluşan bir takımdı. Lady Gaga'nın kahkül kısmını siyaha boyadığı saçları ve Black Swan'ı hatırlatan göz makyajı da ayrı dikkat çeken unsurlardı.
Asıl dikkat çeken unsur da herhalde 50 santim tutan topuklu ayakkabılara rağmen Lady Gaga'nın profesyonel bir mankeni aratmayacak şekilde yürümeyi başarmasıydı. Bunu mankenlerin hepsi başaramadı nitekim, maviler giymiş manken az kalsın düşüyordu.
Bu arada tabii Lady Gaga'nın yeni şarkısı "Government Hooker" (şarkının ismine bak hizaya gel) da dünyada ilk kez bu defilede çaldı. Parçayı ben oldukça beğendim, 80lerin birçok önemli beatini koymuşlar, Born This Way'den daha güzel, eğer bu sinirimi bozan electropop trendi Lady gaga sayesinde bu yöne doğru giderse en azından sinir bozucu olmaktan çıkacaktır.
Defilede ışıklar loştu, üstelik bir Yerebatan Sarayı dekoru konmuştu ki sormayın, koca koca sütunlar her yerdeydi buna rağmen mankenler koreografiyi nasıl ezberleyebildi merak ediyorum çünkü karmakarışık bir düzende sütunlar arasına girip çıktılar ve ben asıl seyirciyi düşünüyorum nerede oturuyorlardı ve koca sütunların arkasından kıyafetleri nasıl görüp değerlendirebildiler?
Yine de uzun uzun inceleme gerektirmeyen tek renk desensiz parçalar olduğu için herhalde fazla sorun olmamıştır. Bu koleksiyonun gücü kesimlerinde toplanmıştı nitekim. Thierry Mugler tarzı kocaman kabartılmış omuz detayları olan daracık ceketler ve elbiseler, su damlası biçiminde sütyenler, dar ama vücuda yapışmayan pantolonlar, lateks taytlar, parlak kumaşlar, smokin ceketlerin vatkalarla yeniden yorumlanışı, dar kesimli ve göğüs kısmında kocaman tül pencere açılarak dekoltesi yaratılmış mini elbiseler koleksiyonun akılca kalıcı parçalarıyla. Tabii meşhur kürk modası burada (bile) karşımıza çıktı, kürk kolluklar, kürk ceketler, kürk yakalar derken bunlara leopar desenli tül bodylerin de eklendiğini belirtmeden olmaz.
Defilenin sonlarına yaklaştıkça kıyafetler de giderek daha iddialı oluyordu, omuz kısımları yengeç ayaklarını andıracak şekilde daha kabarıyor, bazen de kıyafetlerden çıkan üçgen şeklinde parçalar bütün vücudu sarıyordu.
Tabii kadın giyimi koleksiyonuydu ama bir tane de erkek model çıktı: Her tarafına üstelik yüzüne yaptığı dövmelerle bir çeşit ayaklı anatomi müzesine dönüşen Rico, ki Nicola Formichetti'nin ilham perisiymiş. Tabii Lady Gaga'nınki de, nitekim onu Born This Way klibinde görebiliriz.
İşte defileden birbirinden güzel kıyafetlerden bir seçki:
İşte bu da defilenin videosu,
Etiketler:
2011 2012 sonbahar kış,
lady gaga,
mugler,
nicola formichetti,
paris moda haftası
28 Şubat 2011 Pazartesi
Roberto Cavalli bildiğiniz gibi: Muhteşem! (Milano Moda Haftası)
Roberto Cavalli'yi oldum olası sevmişimdir ama bu son koleksiyonuna bu kadar bayılacağım aklıma gelmezdi ki 2011 yaz koleksiyonu iyiydi ama beni daha önceki bazı koleksiyonları kadar mutlu etmemişti. Bu koleksiyonda işlemeli deriler, parlak kumaşlarda yapraklı desenli süslemeli ceketler, bluzlar, daracık pantolonlar, tabii kadifeler, kadife yapraklarla süslü şifon elbiseler. Tabii şimdiye kadar çok gördüğüm kürk detaylar, ceketler, etoller de burada yine karşıma çıkıyor elbette gelecek kış büyük trendlerden biri olacakmış gibi görünen yılan derisi deseni de yine Cavalli tasarımlarında kendine büyük yer buluyor. Arasıra kıyafetlerden kızılderili tüyleri fışkırıyor. Asi, rock'n'roll ve tehlikeli bir koleksiyon olduğu kesin.
Soldan ikinci kıyafet koleksiyonda favorilerimden oldu.
Ortadaki ve en sağdaki elbiseleri ister deri ister kadife ceketle kombinleyin mükemmel duracak tabii ceketin boyu ve kesimi de önem kazanıyor.
Sağdan ikinci elbise göz alıcı, alev gibi yanan bir kırmızılıkta ve tek kelimeyle kusursuz.
Etiketler:
2011 2012 sonbahar kış,
milano moda haftası,
roberto cavalli
Alberta Ferretti'yle denizlere batıp çıkıyoruz, topraklar üstünde koşuyoruz, taşlarla ışıldıyoruz (Milano Moda Haftası)
Blogger.com en fazla ne kadar uzunluktaki başlıklara tolerans gösteriyor bilemiyorum ama Alberta Ferretti'nin Milano koleksiyonu için yaratıcılığım ancak buna elverdi çünkü koleksiyon gerçekten de çok zengin, çok çeşitli. Hem gece hem gündüz giyilecek kıyafetler değil de sadece günün belli dilimine özgü kıyafetler istemiş Ferretti. Önce günlük giysiler sonra geceler. Ama günlük giysilerin bazıları gece giyilebilecek kadar parıltılı yaldızlı ve barok. Bir de yıldırımlı kıyafetler var ki üstüne ayrı yazı yazmak gerekir, ya da deniz dalgası gibi bir şeyin ortadan iki ayrı renge ayırdığı kıyafetler. Bunlarla kıyafetin yarısı mor yarısı da ya mavi ya da kirli pembe. Geceyle gündüz ayrımını da simgeliyor olabilir, çift kişilik sendromunu da ama kesinlikle yenilikçi. Soyut desenler ya da düz parçalar, genellikle 60ları andıran kesimler eşliğinde görülüyor, mor, petrol mavisi, mavi, mercan gibi yaz sıcaklığını pek yansıtmayan ama kış günlerine canlılık katacak çok güzel bir renk skalasında görüyoruz Alberta Ferretti'nin eserlerini. Gece giysilerine zaten diyecek yok.
Koleksiyondan seçmeler:
Bu soldan ikinci yıldırımlı kıyafet şahsi favorilerimden oldu. Tabii en sağdaki pırıl pırıl mantoya da oy verebilirim.
Aşağıda yeşil yeşil parlayan mantoyu dolabımda görmek için neler vermezdim.
Ya da sağdan ikinci elbiseyle, en sağdaki mantoyu...
Gece elbiselerinde özellikle en sağdaki gri ve....
en sağdaki siyah favorilerim oldu:)
Etiketler:
2011 2012 sonbahar kış,
alberta ferretti,
milano moda haftası
Gucci'yle 70li yıllara dönüyoruz (Milano Moda Haftası)
Milano Moda Haftası'nda çıkan ilk koleksiyonlardan biri olan Gucci Sonbahar-Kış 2012, renkleriyle, çizgileriyle çok güzel. Milano Moda Haftası da gelecek kış için kürkün büyük trend olacağını bize haber veriyor, nitekim Gucci dahil birçok koleksiyonda yine kürk üstüne kürk gördük. Ye kürküm ye diyecek insanlar lokantalarda. Yine de sahte kürk olursa güzel olur bence. Koleksiyonda 1970lerin ortalarından (74-75 filan) yoğun etkiler gördüğüm su götürmez bir gerçek.Frida Giannini, ayrıca Anjelica Huston ve Florence Welch'ten esinlenmiş. Sadece kürkler değil, yılan desenleri de göze çarpıyor. Ne de olsa bu da varlığını hissettirecek bir trend. Kıyafetler podyumda incecik kemerlerle birlikte kullanılmış, birçok manken tüylü fötr şapka takmış, boyunda fiyonk yapılmış eşarplar da gözden kaçmasın, kıyafetleri bunlarsız düşünerek değerlendirmek lazım. Fazla yenilik sunan bir koleksiyon değil ama altta üçüncü resimde en soldaki deri straplez elbiseyi ve ortadaki yılan derisi ceketi çok beğendim.
70lerden çıkıp gelmiş gibi görünen paltolardan arıyorsanız gelecek kış Gucci sizin için doğru adres olacak.
Soldaki elbiseyle ortadaki ceket çok güzeller, ama rengarenk kürk detayları zaman zaman fazla abartılı görünüyor.
Çiçeklerle süslü, şifonlu elbiseler koleksiyonun, bir yemekten sonra yenilen tatlı etkisini uyandıran, en güzel parçaları.
Yılan derisi ayakkabı ve çantalar da kıyafetler kadar çok beğenildi.
kaynak:style
Etiketler:
2011 2012 sonbahar kış,
gucci,
milano moda haftası
24 Şubat 2011 Perşembe
Tom Ford'un yeni koleksiyonunda neler varmış neler!!
2-3 gün önce Londra Moda Haftası kapsamında Tom Ford'un 2011-2012 Sonbahar-Kış koleksiyonu tanıtıldı. Peki bu koleksiyon nasıl görünüyordu?
Peki ya ben bu koleksiyon hakkında ne düşünüyorum?
İşte bu kadar Tom Ford'un koleksiyonu hakkında söylenecek, yazılacaklar bunlar. Neden mi? Çünkü geçen sefer olduğu gibi, bu sefer de Tom Ford'un koleksiyonu inanılmaz gizli bir şekilde tanıtıldı. Girenler, kimseye tek kelime anlatmayacaklarına dair anlaşma imzaladı, moda eleştirmenleri Cathy Horn (New York Times), Suzy Menkes (International Herald Tribuna), Robin Givhan (Washington Post), Liz Jones (Daily Mail) alınmadı, ancak moda dergileri editörleri alındı. Çünkü Tom Ford koleksiyonunun eleştirilmesini istemiyormuş. Fotoğrafçı da yoktu. Koleksiyon hakkında ele geçen yegane bilgiler, kıyafetlerin vücudu sıkı saran nitelikte, yün, kadife, dantel, saten gibi kumaşların ağırlıkta olması. Vücuda yapışık etekler, Charlie's Angels tarzı bileğe doğru incelen pantolonlar, platformsuz kadınsı ayakkabılar görülmüş. Dört uzun elbise varmış, siyah, yeşil, sarı ve mor renklerde, brodeliymiş ve arkada kurdeleler halinde bağlıymış. Tom Ford'un ilham kaynağı Goya'ymış, şu ünlü İspanyol ressam. Bunu İtalyan Vogue'dan Franca Sozzani Daily Mail'e anlatıyor. Çok birşey anladık ya.
Umarım Tom Ford bu konuda bir "trendsetter" olmaz da diğer tasarımcılar onun yolundan gitmezler. Yoksa Londra Moda Haftası'nda çalışan çaycıların üniformalarından başka bir şey yazamayız:) Koleksiyon Haziran'da satışa sunulacak, dergilerin Mayıs ve Haziran sayılarında görülebilir. Bekleyelim bakalım.
Peki ya ben bu koleksiyon hakkında ne düşünüyorum?
İşte bu kadar Tom Ford'un koleksiyonu hakkında söylenecek, yazılacaklar bunlar. Neden mi? Çünkü geçen sefer olduğu gibi, bu sefer de Tom Ford'un koleksiyonu inanılmaz gizli bir şekilde tanıtıldı. Girenler, kimseye tek kelime anlatmayacaklarına dair anlaşma imzaladı, moda eleştirmenleri Cathy Horn (New York Times), Suzy Menkes (International Herald Tribuna), Robin Givhan (Washington Post), Liz Jones (Daily Mail) alınmadı, ancak moda dergileri editörleri alındı. Çünkü Tom Ford koleksiyonunun eleştirilmesini istemiyormuş. Fotoğrafçı da yoktu. Koleksiyon hakkında ele geçen yegane bilgiler, kıyafetlerin vücudu sıkı saran nitelikte, yün, kadife, dantel, saten gibi kumaşların ağırlıkta olması. Vücuda yapışık etekler, Charlie's Angels tarzı bileğe doğru incelen pantolonlar, platformsuz kadınsı ayakkabılar görülmüş. Dört uzun elbise varmış, siyah, yeşil, sarı ve mor renklerde, brodeliymiş ve arkada kurdeleler halinde bağlıymış. Tom Ford'un ilham kaynağı Goya'ymış, şu ünlü İspanyol ressam. Bunu İtalyan Vogue'dan Franca Sozzani Daily Mail'e anlatıyor. Çok birşey anladık ya.
Umarım Tom Ford bu konuda bir "trendsetter" olmaz da diğer tasarımcılar onun yolundan gitmezler. Yoksa Londra Moda Haftası'nda çalışan çaycıların üniformalarından başka bir şey yazamayız:) Koleksiyon Haziran'da satışa sunulacak, dergilerin Mayıs ve Haziran sayılarında görülebilir. Bekleyelim bakalım.
Mary Katrantzou'yla kıyafetlere tablolar indi (Londra Moda Haftası)
Evet aynen öyle. Muhteşem Türkçemle böyle ifade edebiliyorum. Yoksa birbirinden güzel tablolarla süslü Mary Katrantzou giysilerini başka nasıl ifade edebilirim ki? Bu koleksiyonda da duvar kağıtlarının, Ortaçağ-Rönesans tablolarının, porselen takımların, vazoların üstündeki resimlerin güzelliği kıyafetlere sinmiş, kıyafetlerin her birinin sanki ayrı bir hikayesi var. Bazıları sanki çini vazoları, uzakdoğu eşyalarını hatırlatıyor, abajur gibi etekleri olan rengarenk desenlerle süslü elbiseler ağırlıkta ama pantolonlar, yere kadar uçuşarak uzanan tüllü elbiseler, ton geçişleriyle çarpıcı olan kadifeler de yer buluyor. Kimi zaman çiçekler, kimi zaman kuşlar, kimi zaman mimari öğeler, duvar süslemeleri hatta suda yüzen balıklar ne ararsanız var.
En soldaki balıklı elbise, mimari süslemelerle suda yüzen balık temasının ustaca birleştirilmesiyle benim şahsi favorim oldu
Soldan ikinci takım da duvar kağıdını(?) ya da porselenleri(?) hatırlatan etek deseniyle en sevdiğim kıyafetlerden, üstelik etekdeki desenin basen bölgesini daha ince gösterecek bir ilüzyon yaratacak şekilde düzenlenmesi de artı puan.
Kadifeler koleksiyonun en karmaşık parçaları ama eminim sevenleri çok olacaktır.
En sağdaki uzun eteğin renk tonlarına tek kelimeyle bayıldım.
Etiketler:
2011 2012 sonbahar kış,
londra moda haftası,
mary katrantzou
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





















































