6 Mart 2011 Pazar
Ben bir küçük cezveyim mutfak mutfak gezmeyim
Yani yemek konusunda en uzman kişilerden değilim ama makarna yapmayı iyi bilirim. Ne de olsa Fransız Katalonyası'ndaki öğrencilik yıllarımda, özellikle makarna yapımı konusunda ihtisas yapmıştım. Hem ülkemden hem ailemden uzak olduğum için, ayrıca o dönemde bütçemi de sarsmamaya gayret ettiğimden günlerimi okulda yöresel yemekler yiyerek geçirirken akşamları evde makarnaya talim ediyordum. Tabii asıl sebep bütçe değil, makarnayı çok çok çok sevmemdi. Bir de üstüne Emmental rapé peynirleri koyduğumda o makarnayı yeme de yanında yat. Abuk bubuk soslar icat etmişliğim de vardır o makarnayı daha da tadına doyulmaz yapmak için. Bu Emmental rapé konmuş makarnalarım arkadaşlarım arasında da çok büyük sükse yapmıştı; ne var ki canım ülkeme döndüğümde o peynirleri bulamadım:(
İşte bu nedenle sevgili Styleboom, blogunun 2. yaş kutlamaları kapsamında düzenlediği bir çok etkinliğin yanısıra bir de The House Cafe'de makarna yapımı atölyesi için çekiliş yapınca ben de hemen başvurmaya karar verdim. Başvurur başvurmaz da içime kazanacağıma dair bir his doğdu. 6. hissim kuvvetlidir ve bu sefer de beni yanıltmadı. Nitekim kazanmışım, dün oradaydım.
Styleboom'un yanısıra, severek okuduğum bloggerlar Bilun Şen, Deniz Saatçioğlu, Bi Kot Bi Tişört, Modenise Deniz Eslek, Zumrut Style, meşhur Twitdayı ve tanışmaktan büyük mutluluk duyduğum birkaç şanslı Styleboomer, hep birlikte mantarlı soğanlı tadına doyulmaz bir makarna yaptık ve afiyetle yedik. Tabii bu arada bloguma dokunma demeyi de ihmal etmedik. Fotoğraflarımızı, son zamanlarda popülaritesini arttıran fotoğraf sanatçısı Emircan Soksan çekti. Makarnanın hamurunu yaptık, sosunu yaptık, hamuru özel bir makineyle makarna görünümünü alacak şekilde parçalara ayırdık, sonra pişirdik ve makarnalar midemizde dans etmeye başladılar. Gerçekten çok eğlenceliydi. Üstelik uzun süredir (işe yaramayan bir) rejim yaptığım için sevdiğim yemeklerden uzak kalmıştım ve dün bir süreden beri ilk defa gerçek bir yemek yemenin sevincini yaşadım. Daha önce hep paketiyle hazır makarnalardan yapmıştım bu sefer ellerimle makarna üretimine katkıda bulunmanın keyfi bambaşka elbette. Makarnanın tadı son derece güzeldi.
İşte bu güzel buluşmadan kareler:
Hamurlarımızı işte bu makinede böyle incelttik
Ve işte böyle bildiğimiz makarna görünümüne kavuşturduk
Styleboom ve Modenise makrnaya son şeklini verirken
Bu arada Emircan Soksan bol bol fotoğraflarımızı çekiyordu
İşte bu oklavaları kullandık
Molalarda hep birlikte şarap içip sohbet ettik ve birlikte fotoğraf çektirdik. Beni Styleboom ile Deniz Saatçioğlu'nun arasında görebilirsiniz. Tabii birçok fotoğrafımda olduğu gibi yine gözüm kapalı çıkmışım ve elimde bu fotoğrafın alternatifi yok bu nedenle kapalı gözü kamufle etmek için bir güneş gözlüğü fotoğrafı bulup monte ettim:) Nasıl, yakışmış mı sizce beyaz çerçeveli gözlük?
Tabii sıra makarnaları yemeğe gelmişti
Bize makarnayı ve sosu yapmayı öğreten aşçımız ve ben.
Etiketler:
geziyorum tozuyorum,
makarna,
styleboom,
the house cafe,
yemek
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)










1 yorum:
Çok güzel olmuş, eline sağlık. Beyaz gözlük de çok yakışmış. Ben de içimden 'Allah allah, hiç gözlük görmedim o gün gözünde' diye geçiriyordum tam :))
denizsaatcioglu.blogspot.com
Yorum Gönder