özgür masur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
özgür masur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
13 Şubat 2011 Pazar
IFW Özgür Masur'un "Bugün"ü
Özgür Masur'un geçen Ağustos'da seyrettiğim yaz koleksiyonunu gayet güzel bulmuş, beğenmiştim ama bu koleksiyon bambaşka. Defilede mankenler önümden geçmeye başlar başlamaz bunlar da ne böyle? diye sordum kendi kendime. Tipik bir ilk görüşte aşk sendromuydu. Çünkü kıyafetler herşeyleriyle güzel, renkleri, illüzyon etkisi yaratan desenleri, dantelleri, vücuda oturan sonra kalça hizasında genişleyen romantik kesimleri, püskülleri. Tam anlamıyla feminen her kadının giymek isteyebileceği parçalar bunlar, tabii full romantik değil bu koleksiyon arada asi deriler de görüyoruz ve özel desenli dantellerle kombinlendiğinde gerçekten muhteşem görünüyorlar. Özgür Masur'un bu koleksiyonunun adı "Bugün." Geçmişle geleceğin sentezlendiği, gelenekselden modernliğe geçişin gözlendiği bir koleksiyon olarak nitelendiriliyor.
Kırmızı ve sarı gibi canlı renkler aslında soğuk kış günlerine canlılık veriyor.
Optik ilüzyon yaratan desenler koleksiyonun en etkili yanlarından.
Etiketler:
ifw 2011,
istanbul fashion week,
özgür masur
31 Ağustos 2010 Salı
IFW Özgür Masur
Özgür Masur'un defilesi en çok merak ettiklerimdendi bu nedenle dünden kalan yorgunluğa, uykusuzluğa ve baş dönmesine aldırmadan gittim. Bir gün önce ayağım burkulmuştu ve bu nedenle şişmişti, ağrıdan dolayı ilaç üstüne ilaç almıştım, dolayısıyla ertesi gün evden çıkmasam bile yeriydi. Ama görev aşkına moda aşkına, IFW aşkına Taşkışla'da olmalıydım çünkü moda haftası dediğin her gün olmuyor.
Özgür Masur'un koleksiyonunun beklediğime değeceğini zaten biliyordum. En kalabalık defilelerden biriydi, ayrıca ünlü oranı en yüksek olanlardan biri:) Bir koleksiyonunun başarısının akılda kalıcı vurucu unsurlara dayanması, bu unsurların çeşitli gruplar halinde sık aralıklarla tekrarlanmasıyla gerçekleşebileceğini gösteren koleksiyonlardan birisi de işte buydu. Bu unsurların başlıcaları, bazı kıyafetlerin çeşitli yerlerine iliştirilmiş ya da kıyafet boyunca sıralanan fiyonklar, bir kumaşı sanki drapeliymiş gibi gösterecek şekilde hazırlanmış özel bir baskı tekniği, bir merkezden çember halinde 360 derece yayılan tüllerdi. Özellikle altta birinci ve dördüncü fotoğraflarda göreceğiniz kabarık elbiseler koleksiyonun "coup de coeur" diye tabir edilecek, her kadının gardrobuna almak için yarışabileceği özel parçalarıydı.
Kendi makinemle çektiklerim hiçbir şeye benzemediği için, basın odasından yoğunluktan dolayı yavaşlamış bilgisayara rağmen elde edebildiğim görsellerden seçtiklerimi koyuyorum. Aklınızda bulunsun bu fotoğraflarda neredeyse cart kırmızı gibi görünen kıyafetler aslında fuşya. Bunları öyle düşünün hayal edin photoshop biliyorsanız photoshopla fuşyaya çevirin:D
Bilin bakalım bunların hangisi gerçek drape, hangisi sahte?
Kendi makinemle çektiğim ve kalitesiyle(?) beni bas bas bağırttırmayan ender fotoğraflardan birinde, Özgür Masur fiyonklarının küçük bir elbiseye nasıl neşe, dinamizm ve kırmızı halılar için ideal bir ışıltı kattığını görüyoruz.
Defilede yukarıda yazdığım gibi birçok ünlü vardı ve basın mensupları tarafından görüntülendi. Daha önce Atıl Kutoğlu defilesinde giydiği daracık elbiseyle çok eleştirilen Deniz Akkaya, bu sefer kırmızılar içindeydi ve bence çok daha iyi bir seçim yapmıştı çünkü elbise üzerine tam oturmuştu ve kalabalıklar içinde farkedilmek için hâlâ en ideal renk kırmızı. Her ne kadar üstüne bir de kırmızı ruj sürüp kırmızı çanta taşıması too much olsa da ben seçimini çok beğendim.
Deniz Akkaya'nın birkaç sıra ötesinde Beren Saat oturuyordu. Defile biter bitmez bir sürü insanlar onun başına üşüştü ve hayranları onunla fotoğraf çektirmeye başladı. Dedim ben de çektireyim, bir resim çektirdim baktım resim berbat çıkmış suratımın yarısı görünüyor yarısı görünmüyor, bir tane daha çektireyim dedim, onda da berbat çıktım, tabii o hengamede çekecek kimse bulamadığım için kolumu uzatıp suratıma zoomlayarak çekiyorum, bu sırada Beren Saat "Lütfen artık çekmeyin, zaten kameralar çekiyor," vb. demeye başladı, ben de pardonlarla özürlerle uçup gittim, ama sırada onunla fotoğraf çektirmek için bekleyen bir ordu oluşmuştu bile. Sonra empati yaptım tabii, ünlü olmak kolay değil devamlı suratında flaşlar patlıyor ve fotoğraf çektirmekten 5 dakikalık yolu 5 saatte gidiyorsun, tevekkeli değil abim de bana diyordu "sen son zamanlarda çok yaramaz oldun hiç böyle değildin.":) Fatmagül'le bambaşka bir karakterde yepyeni bir deneyim yaşayacak olan Beren Saat'e bu ilgi devam edecek gibi görünüyor. Kaçış yok.
Berbat çıktığım için yüzümü yayınlamıyorum:) Beren Saat fotojenik onda sorun yok.
Özgür Masur'un koleksiyonunun beklediğime değeceğini zaten biliyordum. En kalabalık defilelerden biriydi, ayrıca ünlü oranı en yüksek olanlardan biri:) Bir koleksiyonunun başarısının akılda kalıcı vurucu unsurlara dayanması, bu unsurların çeşitli gruplar halinde sık aralıklarla tekrarlanmasıyla gerçekleşebileceğini gösteren koleksiyonlardan birisi de işte buydu. Bu unsurların başlıcaları, bazı kıyafetlerin çeşitli yerlerine iliştirilmiş ya da kıyafet boyunca sıralanan fiyonklar, bir kumaşı sanki drapeliymiş gibi gösterecek şekilde hazırlanmış özel bir baskı tekniği, bir merkezden çember halinde 360 derece yayılan tüllerdi. Özellikle altta birinci ve dördüncü fotoğraflarda göreceğiniz kabarık elbiseler koleksiyonun "coup de coeur" diye tabir edilecek, her kadının gardrobuna almak için yarışabileceği özel parçalarıydı.
Kendi makinemle çektiklerim hiçbir şeye benzemediği için, basın odasından yoğunluktan dolayı yavaşlamış bilgisayara rağmen elde edebildiğim görsellerden seçtiklerimi koyuyorum. Aklınızda bulunsun bu fotoğraflarda neredeyse cart kırmızı gibi görünen kıyafetler aslında fuşya. Bunları öyle düşünün hayal edin photoshop biliyorsanız photoshopla fuşyaya çevirin:D
Bilin bakalım bunların hangisi gerçek drape, hangisi sahte?
Kendi makinemle çektiğim ve kalitesiyle(?) beni bas bas bağırttırmayan ender fotoğraflardan birinde, Özgür Masur fiyonklarının küçük bir elbiseye nasıl neşe, dinamizm ve kırmızı halılar için ideal bir ışıltı kattığını görüyoruz.
Defilede yukarıda yazdığım gibi birçok ünlü vardı ve basın mensupları tarafından görüntülendi. Daha önce Atıl Kutoğlu defilesinde giydiği daracık elbiseyle çok eleştirilen Deniz Akkaya, bu sefer kırmızılar içindeydi ve bence çok daha iyi bir seçim yapmıştı çünkü elbise üzerine tam oturmuştu ve kalabalıklar içinde farkedilmek için hâlâ en ideal renk kırmızı. Her ne kadar üstüne bir de kırmızı ruj sürüp kırmızı çanta taşıması too much olsa da ben seçimini çok beğendim.
Deniz Akkaya'nın birkaç sıra ötesinde Beren Saat oturuyordu. Defile biter bitmez bir sürü insanlar onun başına üşüştü ve hayranları onunla fotoğraf çektirmeye başladı. Dedim ben de çektireyim, bir resim çektirdim baktım resim berbat çıkmış suratımın yarısı görünüyor yarısı görünmüyor, bir tane daha çektireyim dedim, onda da berbat çıktım, tabii o hengamede çekecek kimse bulamadığım için kolumu uzatıp suratıma zoomlayarak çekiyorum, bu sırada Beren Saat "Lütfen artık çekmeyin, zaten kameralar çekiyor," vb. demeye başladı, ben de pardonlarla özürlerle uçup gittim, ama sırada onunla fotoğraf çektirmek için bekleyen bir ordu oluşmuştu bile. Sonra empati yaptım tabii, ünlü olmak kolay değil devamlı suratında flaşlar patlıyor ve fotoğraf çektirmekten 5 dakikalık yolu 5 saatte gidiyorsun, tevekkeli değil abim de bana diyordu "sen son zamanlarda çok yaramaz oldun hiç böyle değildin.":) Fatmagül'le bambaşka bir karakterde yepyeni bir deneyim yaşayacak olan Beren Saat'e bu ilgi devam edecek gibi görünüyor. Kaçış yok.
Berbat çıktığım için yüzümü yayınlamıyorum:) Beren Saat fotojenik onda sorun yok.
Etiketler:
2011 ilkbahar yaz,
beren saat,
deniz akkaya,
istanbul fashion week,
özgür masur
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












