özlem süer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
özlem süer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Şubat 2011 Cuma

Ben bir küçük cezveyim mağaza mağaza gezmeyim: Özlem Süer House @Kanyon

Dün gene İstanbul'da hareketli bir gün geçirdim. Şehir beni aldı oradan oraya savurdu, kapıldım İstanbul rüzgârlarına uçtum doya doya gibisinden edebiyat patlatsam yeridir. Önce Özlem Süer House'un Kanyon'da Şubat ayı boyunca açtığı mağazaya uğradım. Çünkü uzun süredir vakit bulup da uğrayamamıştım. Burada Özlem Süer 20 Şubat'a kadar bir köşk kurdu Kanyon'un en alt katına, içinde her hafta yenilenen ve çok uygun fiyatlara satılan koleksiyon var. Ayrıca çok özel Virgin radio müzikleri, anlaşılan restaurantlarla yemek ve içecek ikramları...


Bu gezinti ayrıca benim yeni fotoğraf makinem için bir imtihan niteliği taşıyordu çünkü eski makinemle yaptığım birçok çekimde hayal kırıklığına uğruyordum üstelik ilk fotoğrafta deklanşöre bastıktan 5 saniye sonra çalışma gibi bir sorunu vardı, fotoğrafları gündüz vakti bile çok noiseli çekiyordu, 400 ISO, 4-5x optik zoom vardı sadece, sürekli pil yiyordu ve ben yüzlerce kez çok önemli pozları pil uyarısıyla makinenin kapanması sonucunda kaçırıyordum. Nihayet SLR like diye tabir edilen profesyonel makinelere geçmek için geçiş modeli olarak kullanılan bir makine aldım ve artık herkes kocaman siyah makinelerle upuzun lenslerle fotoğraf çekerken ben elimde oyuncak gibi bir şeyle tik tik tik fotoğraf çekerek mahçup duruma düşmüyorum, facebookta arkadaşlarına göstermek için öylesine bir iki kare çeken vatandaş gibi görünmüyorum.

Gördüğünüz üzere aşağıdaki güzel kareleri bu yeni makinemle üstelik flaşını açmayı unutarak aldım



Dün Perşembe, tıpkı Salı gibi parti günüydü, hep birlikte hem birbirinden güzel Özlem Süer kıyafetleriyle moda rüzgarlarına kapıldık hem de İtalyan menşeli bir lokanta olan Piola'nın hazırladığı salataları, meşhur Piola tiramisusunu yedik, beslendik. Bir değil iki dilim tiramisuyu afiyetle mideme indirirken rejimim çoktan güme gitmişti ama zaten bozmak için bahane arıyordum. Bir aydır devam ettiğim halde bana kilo verdirmeyen bu rejimle daha ne kadar gidebilirim bilemiyorum.

 

Özlem Süer'in özel mağazası Kanyon'da iki gün daha sürecek, ayrıca Nişantaşı'ndaki Özlem Süer House'da %80'e varan indirim var, sakın kaçırmayın. Büyükçiftlik Sokak No:20'de. Piola da Yıldız Posta Caddesi No:29 Şişli İstanbul adresinde.

31 Ağustos 2010 Salı

IFW Özlem Süer

"Good Life" adını taşıyan Özlem Süer koleksiyonunun defilesi farklıydı. Hem kıyafetleri, hem sunumu hem de bizi bir Kız Kulesi yolculuğuna çıkarmasıyla farklıydı. Çok özeldi. Çok güzeldi.
Kız Kulesi'ne gitmek için yol haritamı çizmişken bize basın için otobüs kalkacağı söylendi, işlerimi çabucak bitirip neredeyse 20 santim topuklu ayakkabılarımla kalabalığın arasından hızla uçarak Taşkışla binasının önünde buldum kendimi.
Kabataş'tan bizi güzel bir motora aldılar. Denize bakıp İstanbul manzarasını, Boğaz'ı seyrederken defilenin heyecanı içimde giderek artıyordu.



Kız Kulesi yaklaştıkça, buraya bu defile için gelmekle ne kadar şanslı olduğumun giderek daha fazla farkına varıyordum.


































Bu defilenin olağandışı olacağı daha en baştan Kız Kulesi'nin tepesine çıkıp kanatlarını çırparak bizi karşılayan meleklerden belliydi.

Defile için bizi bir festival ortamı karşıladı. Garsonlar bize şaraplar ve meyveler ikram ediyorlardı. Basın mensupları kıyafetlerin mankenlerin üzerinde topluca görücüye çıkarıldıkları iç salona alındı.




O zaman bizi harika bir koleksiyonun beklediğini hemen anladık. Özlem Süer yine aristokrasi rüzgârları estirmişti. Koleksiyona ismini veren İyi Hayat temasından yola çıkarak Lüüüküüüüs hayaaaat, oh ne rahaaaat diye şarkılar söylesek yeriydi:) Zaman zaman gotik modası, daha doğru bir tabirle eski yüzyıllar modası krizim tuttuğu için bu koleksiyon sizi bilmem ama tam bana hitap ediyordu, gotik modasının cyber ya da fetish kısımlarını görmezden gelip Kraliçe Victoria döneminden esinlenen taraflarıyla ilgilendiğim için, ama hep siyah giymekten hele bir de üstüne siyah rujdan filan hazzetmediğim için asıl aradığım, eski yüzyılları yansıtan pudra pembesi, beyaz, kül rengi gibi tonlarda asil ve güzel parçalar. Bunlar daima kalbimin bir köşesinde ayrı ve özel bir yer almıştır ve sürekli gardrobumda böyle şeyler görmek istiyorum. Ve tabii zaman makinesiyle eski yüzyıllara ışınlanmak zorunda kalmadan:) Bu gördüğünüz eserlerin karşısında büyülenmekten kendimi alamadım.
Dışarı çıktığımızda da bizi uzun sopalar üzerinde yürüyen beyaz gelinlik gibi kıyafetler giymiş peri kızları karşıladı.

Nihayet çok da uzun olmayan bir bekleyişten sonra defileye sıra geldi. Kız Kulesini çepeçevre saran beyaz bir podyum kurulmuştu. Mankenler teker teker çıkarak kulenin etrafını dolaşıyorlardı. Yer bulmakta da fotoğraf çekmekte de zorluk çekmedik. Güneş ışığının ve çok yakında durmamın etkisiyle oldukça güzel fotoğraflar çekebildim ve daima tercih ettiğim üzere kendi özel fotoğraflarımı buraya koyabiliyorum.

Gördüğünüz üzere defile diğerlerine nispeten daha küçük, sade parçalarla başladı. Simli taytların eşlik ettiği kıyafetler düzgün kesimlerle birçok farklı kombine imkan verecek şekilde yapılmıştı.


Defile ilerledikçe, kıyafetlerin gösterişi de giderek artıyor, boyları uzayan daha parıltılı eserler görüyorduk.

Elbette en ağır, en gösterişli, en aristokrat, en primadonna parçalar en sona saklanmıştı. Böylece bir aristokrasi kadınının sabah odasında başlayıp, akşam bir baloda ya da operada sona eren bir gününün hikâyesini görüyorduk sanki.

Defilenin highlightı da elbette çok güzel, telli duvaklı bir gelinlikti.

Bu sefer zannederim "All That Glitters loves it" tagı koyacağım özel bir parça seçemeyeceğim, çünkü karar vermek gerçekten çok zor. Ama bu koleksiyonun herhalde tümünü birden almak isterdim.

Aslında bu defile İstanbul Fashion Week'in kapanış defilesi olsa çok iyi olurdu. Bir kere Kız Kulesi gibi dört bir yanı panoramik bir yerde yapılıyor. Basın kulenin neresinden fotoğraf çekse, fonda muhteşem bir manzara görünüyor. Üstelik bir kapanışa çok uygun gösterişli, üzerinde uzun uzun çalışılmış, uğraşılmış özel bir koleksiyon var. Üstüne bir de parti Kız Kulesi'nde yapılsa, parti esnasında kuleden (ya da yakında bir tekneden) havaya havai fişekler fırlatılsa, bütün basında bu yer alsa, zaten yerli ve yabancı basında çok büyük bir ilgi gören IFW'nin akıllara kazınan unutulmaz bir kapanışı olurdu. O zaman dünyadaki modaseverler, İstanbul'da moda haftası düzenlenmesinin ne kadar özel, ne kadar benzersiz bir olay olduğunu daha iyi anlarlardı. Bence.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...