Benim için özgün çizgisiyle dikkat çeken defilelerden biri Catherine Malandrino'nun defilesiydi. Kıyafetler, aksesuarlar ve uzunlu kısalı sandaletler özellikle drapelerde sükse yapan Fransız asıllı tasarımcının bu sezon da sıradışı ve etnik imzalarını gözler önüne seriyordu.
Koleksiyonda etnik desenlerden oluşan baskılar bazı kıyafetlerde folklorik bir hava veriyor, bazı kıyafetlerde kırların esintileri taşıyordu. Bu kadar farklı rengin bir arada kullanımı sınırı tam aşacakken dozajında tutulmayı başarmıştı, gözü çok da fazla yormuyordu, çünkü araya karışan koyu tonlar bu renk cümbüşünün sesini kısıyor, buna biraz daha olgun bir hava veriyordu. Bazı kıyafetlerde empresyonist fırça dokunuşlarını hissetmek mümkündü.
Malandrino'nun en önemli imzalarından biri olan drapeler bu koleksiyonda da bolca yer bulmuştu. Bu eserler bazen bir bohçayı andırıyordu(:)) ama genellikle üzerinde acaba nasıl yapıldı diye belli bir süre düşündürecek parçalardı. Uzun uzun incelenmesi gereken bir Rönesans tablosu gibi, yani o etkiyi yaratıyordu.
Malandrino'nun koleksiyonun bir başka belirgin unsur, kıyafetlere bazen ayrıntısını veren bazen de bütününe yayılan düğümlü örgüler ve boncuklardı. Özellikle bunlarla yaratılan ceketler oldukça başarılıydı. Sandalet tipi uzun ve kısa ayakkabılar da bunlardan yapılmıştı. Ayakkabıların uzun olanları belki yaz vakti burada giyilmez ama Kuzey ülkelerinde seyahat esnasında kullanılabilir çünkü orada hava en sıcak aylarda bile 25 derece civarında kalıyor.

Görseller:style

