26 Haziran 2010 Cumartesi

Ne güzel diziydin sen ey Aşk-ı Memnu!



Dile kolay tam iki yıl yüz binler her Perşembe ekran başına kurulduk. Bir bölüm biter bitmez, gelecek bölümün fragmanının peşinde koşturduk, önce yayınlanan sessiz fragmandan neler olacağını anlamaya çalıştık. Genelde pazartesi gibi yayınlanan “sesli” fragmanda olaya biraz daha vakıf olduk, Salı günleri bölüm özeti çıkardı. İki gün daha bekler, sonunda muradımıza ererdik.

Bihter’le Behlül kavga etti, barıştı, kavga etti, barıştı. Araya Nihal girdi. Bihter-Behlül taraftarlarıyla Behlül-Nihal taraftarları da birbirine girdi.

Bihter’in Firdevs’in kıyafetlerini bulmak için dükkan dükkan koşturdu yüz binler. Boğazlarda yalıların hanların hamamların hayalini kurdu. Firdevs’in ışıltısından bir parça istedi üzerinde. Daha iyi bir yaşam umuduydu herkeste olan. Daha iyi evler, daha iyi arabalar, daha iyi hayat şartları. Bazıları kahramanların çektikleri üzüntülere bakarak, para saadet getirmiyor dedi, bazıları da akıllı olsalardı saadet getirirdi dedi. Peyker’in ikinci çocuğunun doğumu sahnesi çok etkileyciydi mesela. Oradaki hastaneye bayılmıştım, yıkık dökük olmayan temiz pak bir ortam, bağırmayan, küfretmeyen aksine güler yüzlü hemşireler… Çocuk işte böyle bir hastanede böyle doğurulur dedim. Sonuçta herkes yalıda oturacak diye bir kaide yok ama sağlık hizmeti herkese eşit koşullar altında verilmeli. Maddi durumu gerçekten kötü olanların diziyi hangi duygularla izlediğini bilemiyorum ama maddi zenginlikler dizinin sadece dekoruydu aslında. Aslolan Bihter Behlül aşkıydı. Hiç bitmeyecek gibi görünen sonsuz bir tutkuydu onlarınki. Hayal kurduruyordu. Ama Behlül yanlış erkekti, dizi boyunca hep kaçtı, sonunda onu kovalayacak Bihter de kalmadı. Çok üzüldük. Çok.

Şimdi ne olacak diye soruyor yüz binler. Final bölümü de yayınlandı artık Aşk-ı Memnu yok. İnsanlar kimin gibi giyinmeye çalışacak? Bir daha ne zaman akılsızlar bir Behlül’ün akıllılar da bir Adnan’ın hayalini kuracak? Bir daha kim Beşir’e anlat artık her şeyi diye bağıracak ekran başında? Firdevs Bihter’e gözlerini kısıp başını sallayarak “Aptallık etme, ” dediğinde kim onu “Evet, aptallık etme, ” diyerek tasdik edecek? Süleyman Bey’i “Ednan Bey” diye taklit edecek? Nesrin’in Laz eşinin esprilerine gülecek? Ya da çekim günlerinde o yalının kapısında bekleyip oyuncuları görmeye çalışacak? Kapıdaki adamlara içeri girmek için tutturacak? Sanırım acilen bağımlılık yapacak yeni bir dizi bulmak gerekiyor.

Aslında Halit Ziya’nın romanı diziden farklı olarak daha fazla Nihal üzerine kuruluydu diyebilirim. Ergenlik çağı gibi zor bir dönemde eve gelen bir üvey annenin yarattığı bunalımları, o yaşta bir çocuğun psikolojisini Halit Ziya öyle bulunmaz cümlelerle öyle güzel yazmıştı ki.. Üşenmeyin romanı okuyun diyorum. Romanda Behlül Bihter’e böyle büyük bir aşkla bağlı değildi, sadece cinsel arzu duyuyordu, hevesini alınca yavaş yavaş Bihter’i terk etmişti. Daha da küfür yiyecek bir karakterdi romanda. Bihter de sadece tutkularının peşinden giden ve sonunda bu tutkuların yok ettiği saf bir kadındı. Bir yerli Madame Bovary’di. Ne de olsa yazıldığı dönem yabancı eserler ve edebiyat akımlarının ülkemizde tanınıp roman sanatının oluşmasında katkıda bulunduğu dönemlerdi. Ama dizide elbet bazı değişiklikler olacaktı, çünkü günümüze ve günümüz toplumuna uyarlanıyordu. Kaldı ki romandaki o edebiyat gücü zaten dizide verilemezdi. Bu gücü biraz olsun vermek için 1975'de çekilen dizide Müjde Ar aynen romandaki cümlelerle Osmanlıca konuşuyordu ama bu dizide Harvey Nichols'den çıkan Bihter'in bunu yapması mümkün olamazdı. Neyse hiç olmazsa romana yeterince sadık kalındı, sonu alakasız bitmedi. Sonuçta bu dizinin en büyük başarısı, bir romandan uyarlama olarak sonunda neler olacağı bilindiği halde, sonu meçhul dizilerde olduğu kadar büyük bir heyecanla seyredilmesindedir. Bunun birçok sebebi var. (En önemlilerinden birisi de...biliyorsunuz, kıyafetler tabii ki:))

Tabii final bölümünde insanın aklına bazı sorular takılmıyor değil. Mesela:

- Beşir baştan beri Adnan Bey’den gerçekleri saklamaya çalışıyordu. "Nihal'in mutluluğu için" diyerek. Son anda birden "Nihal'i öldürüyorlar" diyerek söylemeye karar vermesindeki etken nedir? Burası tam verilmedi dizide.

- Behlül madem saçı sakalı birbirine girecek bir hale gelecekti şimdiye kadar neden kendinden başka kimseyi düşünmeyen, bir kız için diğerini bırakan bir erkek modeli çizdi? Bir femme fatale'ın homme fatal'a karşı gecikmiş zaferi midir bu? Diyebilir miyiz bunu?

- Diziye göre Bihter 1983 doğumlu, yani 27 yaşında vefat etti. Jimi Hendrix gibi birçok ünlü rock starı da 27 yaşında ölmüştür. Bu tesadüf mü, yoksa senaryoda bilerek mi ayarlandı?

- Şu anda bu satırları yazdığım sırada finalden dolayı acaba ülkemizde kaç kişi ağlamaktadır? Öyle bir finaldi ki Lorenzo'nun Yağı'ndan beter bir etki yaptı neredeyse.

Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...