couture 2011 ilkbahar yaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
couture 2011 ilkbahar yaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ocak 2011 Cuma

Couture Haftası'nda aykırı rüzgarlar: Maurizio Galante


Şimdilik klişe bir basın başlığıyla idare ediyorum, kusura bakmayın, ama ben Maurizio Galante'nin koleksyionunu tarif edecek daha anlamlı bir kelime bulamıyorum. Nitekim Paris Couture Haftası'nın adına en layık koleksiyonlardan biri Maurizio Galante'den geldi. Zaten hiç sıradan olmamış Galante'nin bu son koleksiyonu tam bir karnaval havası taşıyor, aslında kullanılan kocaman küpeler, ilginç takılar birçok kabilede kullanılıyor ama Maurizio Galante'de bunları abartılmış bir halde görüyoruz. Boncuklar, tüyler, metal plakalar hepsi birleştirilip kocaman küpeler yaratılmış. Ayrıca yüzler ve bacaklar boyanmış, zigzaglar gibi değişik desenler çizilmiş. Tabii giymek isteyen bunları boyasız giyince ne olacak, sadece bir makyajla bu kıyafetler nasıl duracak diye sorabiliriz ama kıyafetler makyaja ihtiyaç duymayacak kadar iddialı. Saçaklar, volanlar, pliseler, bir araya toplanmış küçük parçalardan oluşuyormuş gibi görünen ceketler koleksiyonu Paris Couture haftasının en konuşulan koleksiyonlarından biri haline getiriyor.

Couture Haftası'nın incisi Zuhair Murad


Paris 2001 Yaz Couture Haftası'nın en güzel, en sevdiğim hatta bayıldığım koleksiyonlarından biri Zuhair Murad'dan geldi. Her şey yerli yerinde, oturmuş. Abartılı, genel havayı bozan, estetiğe aykırı en ufak bir şey göremedim koleksiyonda. Her şey dört dörtlük. Evet, belki biraz sıradan görünebilir, sıranın dışına çıkan yenilikçi çok az şey bulunabilir bunlar koleksiyonun aslında çok da negatif olmayan bir negatifliği.  Nitekim o altın parıltıları, o parlak işlemeler, vücudu mükemmel saran kesimler, parlak leopar desenleri, renklerin ışığın geliş yönüne göre tonlara ayrılarak akıp gitmeleri tek kelimeyle büyüleyiciydi bence. Muhteşem bir özen, muhteşem bir işçilik, elbette bu güzelliğe tanık olan herkesten büyük alkış gördü. Turkuaz, dore, kamel bej siyah arasında gidip gelen, fazla abartmadan, renk cümbüşüne boğulmadan da göz alıcı olunabileceğini gösteren sanat eserlerine mutlulukla tanık olduk.






Couture Haftası'nda "İyi, Kötü ve Çirkin"

Meşhur film var ya, "The Good, The Bad and The Ugly" Clint Eastwood'un gençlik filmidir, altın arayan gangsterlerin maceralarını anlatır. Kendisi "İyi" yani diğerlerine göre nispeten iyi birini oynar, Eli Wallach çirkin, Lee Van Cleef de kötü birini oynar. Kovalamacalar, silah atmaları sürüp gider filan. Paris Couture Haftası'nda da iyi, kötü ve çirkin tasarımlar birbirini kovalıyordu.

İyi tasarım rolünde Georges Chakra koleksiyonu vardı. Nitekim tam da cici kızlar için yapılmış, biraz Oscar de la Renta havalı, bol drapeli, bol işlemeli, birbirinden şık balo elbiseleriyle dolu cici mi cici bir koleksiyon. Bazı eserler demode görünse de şüphesiz bu tarzı seven çok olduğu için alkışlayanı da bol olacaktır.



Kötü tasarım rolünü de Jan Taminiau koleksiyonu kaptı. Burada kötü kelimesi, iğrenç olmuş anlamında değil de, negatif enerjili bir koleksiyon. Mankenler suratları tamamen örtülü bir halde çıktılar bir kere. Yani dikkati iyice kıyafetlere vermek için mi, bu kıyafetleri giyerken kişilik önemli değil mesajı vermek için mi bilemiyorum ama seyredenlere afakanlar basıyordu eminim. Mankenlerin hala hayatta oldukları söyleniyor neyse ki. Ciddi anlamda Alexander McQueen etkisini göreceğimiz koleksiyonda, modernize edilmiş Barok Çağ desenleri, işlemeli parçalarla bütünleşiyordu. Ayakkabılar da özel dikkat istiyordu.


Tabii çirkin tasarım rolünde de Maison Martin Margiela koleksiyonunun bulunması kaçınılmazdı. Aslında çirkin yerine korkunç da diyebilirdim çünkü bazı tasarımlar resmen ödümü koparttı. Lady Gaga'nın bile giyemeden önce iki kez düşüneceği eserlerle doluydu bu koleksiyon. Kendimi hala korku tünelinden çıkmış gibi hissediyorum.

26 Ocak 2011 Çarşamba

Givenchy'den paha biçilemez bir koleksiyon: Couture 2011 İlkbahar Yaz


Kırmızı halıda ne giyeceğim diye saatlerce düşünüyor musunuz? İşte size Givenchy'den parlak bir fikir: Saray avizesi büyüklüğünde boynuz takın. Ya da ben blogspot tarihindeki en saçma giriş cümlesini yazmış bulunuyorum. Çünkü bir fırtınaya tutuldum, tutulduk hepimiz. Moda haftaları fırtınası. Gene başımız döne döne yazıp duracağız. Hadi erkek modalarının haftalarına değinmeden geçebildim ama şimdi Paris Couture haftası başladı yahu, buna nasıl değinmeden geçebilirim. Hem de Armani Privé'den Christian Dior'a birçok sektör devi birbiri ardına İlkbahar-Yaz 2011 Couture koleksiyonlarını sergilerken....

Özellikle Givenchy'nin koleksiyonunu es geçemezdim. Çünkü couture sanatının sınırlarını bir hayli zorlamış Riccardo Tisci ve ekibi. 10 eser hazırlanmış. Her santimetrekaresinde ayrı detay bulunan. Tüller, organze ve binlerce ince deri çizgiler, üstüne şifon aplikeler, inciler ve ostriş tüyler kullanılmış. Koleksiyonun birçok unsuru elle yapılmış binlerce binlerce saat harcanmış. Ama sonuç muhteşem, elbiselerin hepsi birer klasik, sanat eseri. Belki insanlar koleksiyonu ayrıntılarıyla daha yakından inceleyebilsinler diye defile değil de sunum halinde tanıtıldı. Givenchy'nin şimdiye kadar yaptığı en pahalı koleksiyon olduğu söyleniyor. Esin kaynağı Japonya, özellikle Japon dansçı Kazuo Ohno. Asyalı model kullanımı da bu yüzden.

Koleksiyon, ilk bakışta uzay çağında kuşlar nasıl görünecek sorusuna cevap gibi görünse de Japon etkileri belli oluyor. Bu geyik boynuzları aslında Japon savaşçı başlıklarına da benzemiyor değil:) Kimonoyu andıran kat kat dikimler simetrik bir şekilde iki yana dağılan kocaman tüylerle buluşuyor, beyaz renk ağırlıktayken sarı, açık yeşil, fuşya gibi renkler hafif bir dokunuş sağlıyor. Büyüleniyoruz.



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...