23 Şubat 2011 Çarşamba
threeASFOUR kıyafetleriyle yürüyen bir orkestra olalım
Nasıl mı? Kıyafetleri görün de anlayın, moda sektöründe yaratıcılığın sınırları her şekilde zorlanıyor ama klasik müzik çalgılarından esinlenmek? İşte bu oldu. Oldu. Çok beğendim. Bu kemanlı yaylı sazlı bağlamalı:P kıyafetleri çok beğendim. Adi Gil, Angela Donhauser ve Gabriel Asfour'un ortaya çıkardıkları eserlerin peşinde Björk'ten Mariah Carey'e birçok ünlünün koşmasına şaşırmamak gerekir, çünkü New York moda haftasında en gözüme çarpan koleksiyonlardan biri onlardan geldi. Bazı kıyafetlere kemanlar konmuş bazı kıyafetlerse bu çalgıların tellerinden esinlenmiş. Yakadan başlayıp bütün vücudu saran kırmızılı beyazlı ipler kendine özel desen oluşturmuş, bazı kıyafetlere de borular işlenmiş ve borulardan özel desenler oluşmuş. Parlak kumaşlarla, kabartmalı kesimlerle bazen uzay seyahatlerimizde giymek için uygun fütüristik bir havası olan eserler üretilmiş ama genel anlamda bu koleksiyonu muhteşem yapan şey, başkalarının pek dikkat etmeyeceği en ufak ayrıntılarla bile nelerin nelerin yapılacağını göstermesi sanırım.
Bu kemanlı kıyafet, bele oturan çizgisiyle 19. yüzyıl havası taşıyor. Onun solundaki kırmızı şeritlerle hazırlanan kıyafetse bir başka muhteşem yaratıcılık örneği.
Siyah üzerine kırmızı ve beyaz iplerle desen oluşturarak yapılan bu kıyafet koleksiyondaki şahsi favorim oldu.
Etiketler:
2011 2012 sonbahar kış,
new york moda haftası,
threeasfour
Marchesa yine kırmızı halıları yakacak
İşte daha da berbat bir başlık, ne yapalım yaratıcılık bugün benden bu kadar. Marchesa koleksiyonu benim başlığımdan daha yaratıcı tabii, kırmızı parçalar kırmızı halıları yakmak için birebir diyebilirim:) Onun dışında gelinliği andıran tüllü, püsküllü güzellikler hemen göze çarpıyor, yukarıda en sağdakinin duvağı bile var ama en ortadaki siyah beyaz elbise kelimenin tam anlamıyla kusursuz ama etek kısmı böyle ince bir şifondan olmayabilirdi tabii. Altta en sağdaki tam Oscar'da giymek için yapılmış sanki sinematografik bir güzelliği var.
Aşağıdaki kıyafetler sadece gece değil ufak davetlerde kokteyllerde bile giyilebilir bence ki ben bunlar markete giderken bile giyerim hele şu kırmızı elbiseye bayıldım.
Biyaz dantelli kıyafetlerin masumiyeti yansıtması beklenir ama bunlar pek de genç kız prenses kıyafetleri değillersanki. İddialılar.
Etiketler:
2011 2012 sonbahar kış,
marchesa,
new york moda haftası
The Blonds ve ışıl ışıl pırıl pırıl bir karnaval esintisi
Diyelim, blog tarihinde en berbat başlığı da yazalım, uzun uzun yazılar yazabilirim ama güzel başlıklar bulmakta bazen zorlanabiliyorum. Özellikle The Blonds koleksiyonu gibi aklımı başımdan alan koleksiyonlar oldukça:P Philippe Blond ve David Blond'un bu koleksiyonu işlemelerden taşlardan payetlerden geçilmiyor gördüğünüz üzere. Mankenler, kıyafetler yetmezmiş gibi ayrıca taşlı payetli başlıklar takmış. Arada kıyafetlere dolanan, başka kıyafetlerde çok parlak ve cafcaflı kaçabilecek eşarplar, bu koleksiyonda pırıltıdan kamaşan gözlerimizi biraz olsun yatıştırmaya yarıyor. saten ipek deri gibi çeşitli kumaşlar arada sade parça arayanlara birebir. Yoğun bir Uzakdoğu etkisi hakim, bazen kimono kemerleri, bazen de ejderha işlemeleri, bazen de Japon harfleri görüyrouz giysilerde. Hatta yeri geldiğinde Samuray okları bile görüyoruz! Aşağıda özellikle soldan ikinci sıradaki leotarda bayıldım.
Yaratıcılıkta sınırları en zorlayan parçalar, en son sıralarda çıktı, bu oklu kıyafeti kırmızı halıda giymeye bir şekilde cesaret bulunabilir ama başkalarına çarpmamaya dikkat etmek kolay olmamalı, ortadaki yapraklı kıyafet ve en sağdaki ejderha desenli kıyafet de çok iddialılar ama sağdan ikinci olan altınlı kıyafete ne demeli? Uzaktan muhteşem görünüyor ama altın tozuna batırılmış bir civciv gibi gözükmek istemiyorsak doğru kombinlerle giymeliyiz.
Etiketler:
2011 2012 sonbahar kış,
new york moda haftası,
the blonds
21 Şubat 2011 Pazartesi
Gece giysilerinde Naeem Khan farkı (New York Fashion Week)
Artık Londra Moda Haftası başlayalı çok oldu ama ben bu haftalara fazla eğilemedim birkaç gündür yoğunluktan. Gündemimiz Londra olmasına rağmen New York'tan Naeem Khan koleksiyonuna değinmezsem olmaz çünkü gece elbiseleri ağırlıklı koleksiyonu inanılmaz beğendim. Daha doğrusu New York Moda Haftası'nda gözüme çarpan, beğendiğim çok az koleksiyon var ve beğendiklerimin de bir kısmını beğendim sadece. Ama Naeem Khan bütünüyle beğendiğim taş çatlasa 2-3 koleksiyondan birini yaratmış. Yukarıdaki elbiselerde özellikle kırmızı desenli olan ortadaki muhteşem görünüyor. En soldaki de dikkatleri üzerine çekmek için birebir. Hem asi, hem romantik hem de klas bir elbise.
Aşağıda en soldaki elbisedeki Asya tipi desenler bütünü ve ortaya çıkardığı inanılmaz renk yelpazesi sanki bir karnaval havası veriyor. Yanındaki İspanyol romanlarıyla ortaçağ karışımı etkiler taşıyan çiçekli desenleri apayrı güzellikte.
Desen açısından daha sade parçalar renkleriyle dikkat çekiyor bu sefer. Sağdan ikinci dore işlemeli elbise barok etkisiyle çarpıyor ama bir de straplez olmasaydı.
Koleksiyonda birçok parçada siyah beyaz püsküllü detaylar görüyoruz
Sonlarda çıkan parçalar tabii en işlemeli olanlar ama diğerleriyle kontrast bir sadelik taşıyorlar. Soldan ikinci kişisel favorim.
Etiketler:
2011 2012 sonbahar kış,
naeem khan,
new york moda haftası
20 Şubat 2011 Pazar
İstanbul'dan Boat Show geldi geçti
Uzun süredir istiyorum. Çok istiyorum. Neyi mi? ♥Bir tekneyi.♥ Boğaz'da beni şıpıdık şıpıdık gezdirecek küçük şirin bir ♥tekneyi♥. Böylece Boğaziçi tutkumu daha güzel yaşayabileceğim. Akıntılarla boğuşacağım, yunuslara çarpmamaya gayret edeceğim, transatlantiklerden kaçacağım. Yani muhteşem anılar yaşayacağım.
5. Avrasya Boat Show'un CNR Expo'da yapıldığını öğrenince hemen oraya uçtum tabii. Birbirinden güzel bebek gibi tekneleri gördüm çok mutlu oldum. Bazıları tekne değil yattı tabii, 2-3 kat apartman yüksekliğinde neredeyse fiyatları milyon dolarlarla ölçülüyor ama şimdilik ♥minicik bir teknecik♥ bana yeter.
Tekne resimlerinden oluşan bir sergi bile vardı.
Viva la dolce vita
5. Avrasya Boat Show'un CNR Expo'da yapıldığını öğrenince hemen oraya uçtum tabii. Birbirinden güzel bebek gibi tekneleri gördüm çok mutlu oldum. Bazıları tekne değil yattı tabii, 2-3 kat apartman yüksekliğinde neredeyse fiyatları milyon dolarlarla ölçülüyor ama şimdilik ♥minicik bir teknecik♥ bana yeter.
İşte aynen bunlar gibi ♥çok şekerler♥ değil mi?
Tabii çok şekerler demem için fazla büyük olan yatlar da vardı:) Hatta yat değil resmen gemiydi bunlar.
Büyükler tek tek küçükler de yan yana sıralanıyordu
Birçoğunun içini gezdim, çok popüler olan bazılarınıysa hiç gezemedim çünkü kayıt yaptırmak ve 1-2 saat sıra beklemek gerekiyordu.
Tabii fuarda sadece tekne ve yatlar değil ayrıca bunlarda kullanılacak malzemeler, motorlar, direksiyonlar, tabii dekorasyon eşyaları için stantlar vardı
Tekne resimlerinden oluşan bir sergi bile vardı.
Viva la dolce vita
All That Glitters gururla sundu
Etiketler:
avrasya boat show,
boğaziçi,
heybelide her gece mehtaba çıkmak,
tekne
18 Şubat 2011 Cuma
Ben bir küçük cezveyim lansman lansman gezmeyim: Jim Beam Karikatür Yarışması @Indigo Alt
Kanyon'dan sonraki durağım Taksim İndigo'da Jim Beam markasının düzenlediği "Erkek Aklı Neye Çalışır?" karikatür yarışmasının lansmanıydı. www.erkekakli.com/erkekaklineyecalisir sitesinde görebileceğiniz yarışmada, verilen üç karikatürdeki boşlukları doldurmanız isteniyor. Jüriden en çok oy alan iPad ve her kategoriden en beğenilenler Playstation 3 kazanacak. Yarışmaya katılabilmek için 24 yaşından büyük olmak gerekiyor, malum yeni yönetmelikle biliyorsunuz, üniversiteyi bitirip avukat, mühendis vb. çıksanız bile 24 yaşını geçmedikçe içki firmalarının sponsor olduğu etkinlikler festivaller vb. katılamıyorsunuz! Erdil Yaşaroğlu tarafından çizilen 3 karikatürdeki konuşma balonlarını kadınlarla erkekler arasındaki bakış açıları farkına değienecek şekilde 100 karakteri geçmeyerek dolduruyorsunuz. ister 1, ister 3 karikatürle birden katılabiliyorsunuz. Başvurular 31 Mart tarihine kadar. Jüri üyeleri Erdil Yaşaroğlu, Mansur Forutan, Mirgün Cabas, Rahşan Gülşan. Detaylı bilgi burada. İşte bunlar da karikatürlerimiz:


Lansmanda iyi bir katılım vardı. Katılanlar hem Jim Beam'den özel ikram aldılar, hem tişört hediye aldılar, hem de verilen iPad'lerden yarışma sitesini ve çok oy alan karikatürleri incelediler, Kiraz Halkla İlişkiler'den İlknur Hanım'dan ayrıntılı bilgi aldılar. Ayrıca hatıra fotoğrafı çektirmek için baş kısmı delinmiş böylece başlarını sokup fotoğraf çektirebilecekleri bir karikatür panosu vardı.
Görüyorsunuz, bir önceki yazıda bahsettiğim yeni fotoğraf makinemle nasıl noisesiz kaliteli fotoğraflar çekebiliyorum.
Kazananlar 5 Nisan'da www.erkekakli.com sitesinde açıklanacak.


Lansmanda iyi bir katılım vardı. Katılanlar hem Jim Beam'den özel ikram aldılar, hem tişört hediye aldılar, hem de verilen iPad'lerden yarışma sitesini ve çok oy alan karikatürleri incelediler, Kiraz Halkla İlişkiler'den İlknur Hanım'dan ayrıntılı bilgi aldılar. Ayrıca hatıra fotoğrafı çektirmek için baş kısmı delinmiş böylece başlarını sokup fotoğraf çektirebilecekleri bir karikatür panosu vardı.
Görüyorsunuz, bir önceki yazıda bahsettiğim yeni fotoğraf makinemle nasıl noisesiz kaliteli fotoğraflar çekebiliyorum.
Kazananlar 5 Nisan'da www.erkekakli.com sitesinde açıklanacak.
Ben bir küçük cezveyim mağaza mağaza gezmeyim: Özlem Süer House @Kanyon
Dün gene İstanbul'da hareketli bir gün geçirdim. Şehir beni aldı oradan oraya savurdu, kapıldım İstanbul rüzgârlarına uçtum doya doya gibisinden edebiyat patlatsam yeridir. Önce Özlem Süer House'un Kanyon'da Şubat ayı boyunca açtığı mağazaya uğradım. Çünkü uzun süredir vakit bulup da uğrayamamıştım. Burada Özlem Süer 20 Şubat'a kadar bir köşk kurdu Kanyon'un en alt katına, içinde her hafta yenilenen ve çok uygun fiyatlara satılan koleksiyon var. Ayrıca çok özel Virgin radio müzikleri, anlaşılan restaurantlarla yemek ve içecek ikramları...
Bu gezinti ayrıca benim yeni fotoğraf makinem için bir imtihan niteliği taşıyordu çünkü eski makinemle yaptığım birçok çekimde hayal kırıklığına uğruyordum üstelik ilk fotoğrafta deklanşöre bastıktan 5 saniye sonra çalışma gibi bir sorunu vardı, fotoğrafları gündüz vakti bile çok noiseli çekiyordu, 400 ISO, 4-5x optik zoom vardı sadece, sürekli pil yiyordu ve ben yüzlerce kez çok önemli pozları pil uyarısıyla makinenin kapanması sonucunda kaçırıyordum. Nihayet SLR like diye tabir edilen profesyonel makinelere geçmek için geçiş modeli olarak kullanılan bir makine aldım ve artık herkes kocaman siyah makinelerle upuzun lenslerle fotoğraf çekerken ben elimde oyuncak gibi bir şeyle tik tik tik fotoğraf çekerek mahçup duruma düşmüyorum, facebookta arkadaşlarına göstermek için öylesine bir iki kare çeken vatandaş gibi görünmüyorum.
Gördüğünüz üzere aşağıdaki güzel kareleri bu yeni makinemle üstelik flaşını açmayı unutarak aldım
Dün Perşembe, tıpkı Salı gibi parti günüydü, hep birlikte hem birbirinden güzel Özlem Süer kıyafetleriyle moda rüzgarlarına kapıldık hem de İtalyan menşeli bir lokanta olan Piola'nın hazırladığı salataları, meşhur Piola tiramisusunu yedik, beslendik. Bir değil iki dilim tiramisuyu afiyetle mideme indirirken rejimim çoktan güme gitmişti ama zaten bozmak için bahane arıyordum. Bir aydır devam ettiğim halde bana kilo verdirmeyen bu rejimle daha ne kadar gidebilirim bilemiyorum.
Özlem Süer'in özel mağazası Kanyon'da iki gün daha sürecek, ayrıca Nişantaşı'ndaki Özlem Süer House'da %80'e varan indirim var, sakın kaçırmayın. Büyükçiftlik Sokak No:20'de. Piola da Yıldız Posta Caddesi No:29 Şişli İstanbul adresinde.
Bu gezinti ayrıca benim yeni fotoğraf makinem için bir imtihan niteliği taşıyordu çünkü eski makinemle yaptığım birçok çekimde hayal kırıklığına uğruyordum üstelik ilk fotoğrafta deklanşöre bastıktan 5 saniye sonra çalışma gibi bir sorunu vardı, fotoğrafları gündüz vakti bile çok noiseli çekiyordu, 400 ISO, 4-5x optik zoom vardı sadece, sürekli pil yiyordu ve ben yüzlerce kez çok önemli pozları pil uyarısıyla makinenin kapanması sonucunda kaçırıyordum. Nihayet SLR like diye tabir edilen profesyonel makinelere geçmek için geçiş modeli olarak kullanılan bir makine aldım ve artık herkes kocaman siyah makinelerle upuzun lenslerle fotoğraf çekerken ben elimde oyuncak gibi bir şeyle tik tik tik fotoğraf çekerek mahçup duruma düşmüyorum, facebookta arkadaşlarına göstermek için öylesine bir iki kare çeken vatandaş gibi görünmüyorum.
Gördüğünüz üzere aşağıdaki güzel kareleri bu yeni makinemle üstelik flaşını açmayı unutarak aldım
Dün Perşembe, tıpkı Salı gibi parti günüydü, hep birlikte hem birbirinden güzel Özlem Süer kıyafetleriyle moda rüzgarlarına kapıldık hem de İtalyan menşeli bir lokanta olan Piola'nın hazırladığı salataları, meşhur Piola tiramisusunu yedik, beslendik. Bir değil iki dilim tiramisuyu afiyetle mideme indirirken rejimim çoktan güme gitmişti ama zaten bozmak için bahane arıyordum. Bir aydır devam ettiğim halde bana kilo verdirmeyen bu rejimle daha ne kadar gidebilirim bilemiyorum.
Özlem Süer'in özel mağazası Kanyon'da iki gün daha sürecek, ayrıca Nişantaşı'ndaki Özlem Süer House'da %80'e varan indirim var, sakın kaçırmayın. Büyükçiftlik Sokak No:20'de. Piola da Yıldız Posta Caddesi No:29 Şişli İstanbul adresinde.
Etiketler:
kanyon,
özlem süer,
özlem süer house
17 Şubat 2011 Perşembe
Kadınlar için fotoğraf yarışması: Kadın gözüyle hayattan kareler
Anadolu Hayat Emeklilik her yıl "Kadın Gözüyle Hayattan Kareler" başlıklı bir fotoğraf yarışması düzenliyor. Yarışma amatör olsun profesyonel olsun fotoğrafla ilgili bütün kadınlara açık. Yarışmanın teması "Hayata Dair." Yani akıp giden hayatı yansıtan, günün içinden kareler. Kadınların kendilerne ve hayata bakış açılarını yansıtan fotoğraflar.
Bu yıl başvurular 3 Ocak - 14 Mart tarihleri arasında yapılıyor. En fazla 5 fotoğraf çalışmanızla katılabilirsiniz. Fotoğraflar en az 300 DPI olmalı, renkli olmalı, siyah beyaz ve sepia fotoğraflar kabul edilmiyor.
Sonuçlar 28 Mart'ta açıklanacak, birinci olan 5000 TL, ikinci 3000 TL, üçüncü 1000 TL kazanacak. Sergilenmeye değer bulunan eserlerin sahiplerine de 200'er TL verilecek.
Kazananlarla beraber seçilen bütün diğer eserler, 5-29 Mayıs tarihleri arasında İstanbul Anadolu Yakası’nda Tepe Nautilus Alışveriş Merkezi’nde açılacak sergide yer alacak ve ardından her yıl olduğu gibi özel bir katalogda toplanarak, ölümsüzleşecek.
Haydi bakalım, şimdi alalım makinemizi elimize çiçekleri, kuşları kovalamaya başlayalım:) Belli mi olur belki 5000 TL bizim olur:)
Ayrıntılı bilgi için tıklayın
*Üstteki fotoğraf: Banu Saygın "Yine Gel"
Etiketler:
anadolu hayat emeklilik,
fotoğraf,
kadın gözüyle hayattan kareler,
yarışma
Bu mücevherlere atlanır işte!
Bahsettiğim Favori'nin Erzurum'un meşhur oltu taşıyla ürettiği mücevherler, hepsi birbirinden güzel, otantik, romantik. Sanki Binbir Gece Masalları'ndan fırlamış gelmiş gibi. Favori hep şehirlere özel koleksiyonlar tasarlıyor, daha önce Ege Kültür Koleksiyonu, Çanakkale Destanı Koleksiyonu, Edirne Uzunköprü Koleksiyonu hazırlamıştı şimdi de 40 parçadan oluşan Erzurum Oltu Taşı Koleksiyonu huzurlarınızda. Oltu taşının etrafına çeşitli güzel taşlarla, çiçeklerden tarihi binalara kadar çeşitli konularda tasarımlar yapılmış. Çok da iyi yapılmış. Işıl ışıl bu mücevherlere bakın. Bakın, bakın. Bir yukarı bakın, bir de aşağı bakın.
Yeşil İlkbahar-Yaz ayakkabıları rengarenk, çiçek çiçek
Eğer birbirinin aynı, siyah kahverengi gibi belli renklerde, görünüşleri klasik ayakkabılardan çok çok çoooooook sıkıldıysanız Yeşil'de alternatif bol. Gökkuşağı gibi rengarenk olanı da var, üzeri çiçekli olanı da. Tabii sadece topuklular değil, topuksuz veya dolgu topuklar da mevcut. Özellikle çizgili olanlara bayıldım, bir de desenler halinde delikli olanına. Fotoğraflar benden, göz atması sizden:)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












































