2003 yılının birbirinden güzel bahar ve yaz günleri birbiri ardına hızla ve neşeyle akıp gidiyorlardı… Yapraklar filizlenmiş, çiçekler açmış, kuşlar cıvıl cıvıl ötüyorlardı… Buradan çok uzaklarda, okyanus ötesinde müzik dünyasının kalbinin attığı yerlerde, piyasada belli bir yer edinmiş bazı genç şarkıcılar yeni albümlerinin heyecanını yaşıyorlardı. Ashanti, ikinci albümü “Chapter II” için daha seksi bir imaja bürünerek daha iddialı gelmiş, Mya “Fear Of Flying”deki başarısını tekrarlamak amacıyla “Moodring”i hazırlamıştı. Britney Spears da “In The Zone” albümü için günlerini stüdyoda umut içinde geçiriyordu. Hepsi de muhteşem bir geri dönüşe, müzik dünyasını yeniden sarsmaya hazırlanıyordu. Gene gazeteler, dergiler, siteler onlardan bahsedecek, yedip içtiklerine kadar her detayı ayrıntılarıyla yazacak, kendileriyle röportaj üzerine röportaj yapacaklardı. Starlığın keyfini alabildiğince yaşamaya devam edeceklerdi.
Bu sırada Kelly Rowland adında Houston, Texas’lı siyahi güzel bir kadın, uzun yıllar boyunca grubu Destiny’s Child’la çalıştıktan sonra, solo kariyerine adım atmanın sevincini yaşıyordu. Dile kolay, 6 yıl boyunca grubunda solistlik yapmıştı, ama grubun ana solisti yakın arkadaşı Beyoncé’ydi ve Kelly, kariyeri boyunca hep onun gölgesinde kalmıştı. Herkes Beyoncé’yi konuşurken kendisinin adını pek hatırlayan yoktu. Zaten bu pop gruplarında bir iki kişinin grubun geri kalanından daha ön plana çıkması durumu hep yaşanmamış mıdır? Neyse ki 2002 yılı, onun için bu kısırdöngünün biraz olsun kırıldığı bir yıldı… Yeni parlayan hip hop yıldızı Nelly ile yaptıkları düet, “Dilemma”, haftalarca Billboard’da bir numarada kalmış, ilk albümü “Simply Deep” bütün eleştirmenler ve hayranlardan övgüler almıştı. Artık Destiny’s Child, Beyoncé’nin grubu diye anılmayacaktı… Beyoncé ve Kelly’nin grubu diye anılacaktı… Ama…
Bütün bu genç ve güzel, yetenekli sanatçıların hiçbiri, o sırada başlarına büyük bir felaketin gelmek üzere olduğunu bilmiyorlardı. Hayatlarını ve kariyerlerini alt üst edecek, kendilerini sahne ışıklarının gerisine, karanlıklara itecek, süperstarlık umutlarını en az 5 sene ertelemelerine neden olacak bir afet, bir kasırga, bir tufan, öyle bir şey üzerilerine doğru hızla geliyordu ve hiçbir kuvvetin bunu engellemesine imkan yoktu.
24 Haziran 2003 tarihine kadar, istedikleri her şeyi yapabilirlerdi. Konser mi tanıtım mı röportaj mı artık her neyse. 24 Haziran 2003’ten sonra artık onlar için çok geç olacaktı…