Bu yaz için birçok koleksiyonda görülen bir diğer unsur da, dore, lame, metalik ışıltılar veren işlemelerdi. Birçok tasarımcı bunları sadece gece değil gündüz kıyafetlerinde de kullandı ve bizi yeterince pırıltılı bir yazın beklediği konusunda işaretleri sundu. Bu bağlamda David Koma zaten var ayrıca Anna Sui, Sonia Rykiel gibi başka tasarımcılar da birçok kadının rüyası elbiseler sundular. Artık sadece gece kıyafetlerinin değil gündüzlerin de vazgeçilmezi olmalı bu ışıltılar pırıltılar.... diyorum ben.

Tabii elbette bir kıyafete en çok zarafet katacak ve bayanların birçoğunun en sevdiği unsurlardan biri de dantel. Belki baştan aşağı sürekli dantel dantel dantel biraz kombinezon havası verebilir ama sıradan kıyafetlere ufak dokunuşlar halinde kullanarak bu trend etkili bir şekilde değerlendirilebilir. Tabii bu dediğimin bir istisnası var, o da bir Dolce & Gabbana şah eseri tabii ki. Ya da Oscar de la Renta ve Elise Overland oldukça başarılı, muhteşem alternatifler sunuyorlar. Evet genelde siyah, beyazdır ama altın danteller görmek de istiyor insanlar. Ya da Alberta Ferretti'ninki gibi değişik tonları denemek.
Sadece dantel değil, çeşitli tığ işi kumaşlar hatta makromeler de bu moda haftalarında görüldü, kısacası bu yazın modasından romantizm rüzgârları (ne mutlu ki) eksik olmayacak.
Bu kış sezonun leopar desenleri yazın da devam ediyor elbette, ama bu yaz (çok sık olmasa da) görülen bir önemli unsur da çeşitli hayvanların resimleri, illüstrasyonları. Byblos'un yılanlarının yanında, Miu Miu'nun kuğularını görüyoruz. Jean-Charles de Castelbajac filleri, Louis Vuitton zürafaları L.A.M.B kelebekleri derken isteyenlerin kıyafetleri hayvanat bahçesine dönebilir.
Tabii leopar ve yılan desenleri de bu yaz birçok kıyafetten eksik olmayacak. Gerek leopar gerekse yılan desenleri üstelik klasik renklerine de bağlı değil, Blumarine veya Francesco Scognamiglio eserlerinde gördüğümüz gibi morlu mavili tonlarda da karşımıza çıkabiliyorlar.

Tüyler, püsküller, birçok kez moda dünyasına girmiştir. bazen tamamen hakimdir bazen arada görünüp kaybolurlar. Tıpkı geçtiğimiz moda haftalarında olduğu gibi. Custo Barcelona yeterince geniş yer verdi, Zac Posen en görkemli parçalarına koydu, Christian Dior'sa aksesuar ayrıntıları olarak kullanmayı tercih etti. Ama tüy ve püskülleri sevenlere müjdeler olsun ki gelecek yaz bu zevklerinden mahrum kalmayacaklar.
Bu yaz pek çok tasarımcı ilham almak için rotasını Asya'ya çevirdi. Carolina Herrera Kore'ye, Philosophy için Alberta Ferretti ile Louis Vuitton için Marc Jacobs Çin'e, Haider Ackermann Japonya'ya, Kenzo için Antonio Marras ise Türkiye dahil Asya ile bağlantılı birçok ülkeye... Sonuç ortaya eşsiz folklorik, ama modern eserler çıktı. Sadece bir sezonluk değil, bir ömürlük şaheserler.

Tabii bu yaz bütün kıyafetler, romantik, etnik, bohem, dünyevi değil. İşin bir de dünya dışı boyutu var, belki genel trend değil ama varlığını kesinlikle hissettiriyor yeni girdiğimiz uzay çağına ait, bilim kurgu filmlerinden çıkmış gibi kıyafetler. Manish Arora'nın sıradışı detaylarını ve Bora Aksu'nun (aslında "karınca" esintili) formlarını, David Koma, Pedro Lourenço'nun ve Altuzarra'nın daha sade ama ancak bir UFO'nun içinde giyilecekmiş gibi duran eserlerini, gelecek yüzyılları sabırsızlıkla bekleyen herkes büyük ilgiyle karşılayacak. Bunları belki gündüz değil ama gece giyebilirsiniz. Ya da düzenlediğiniz New Age toplantısında komşu galakside yaşayan rehberinizin verdiği mesajları paylaşırken giyebilirsiniz. (:P)




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder