Sıcak renklerle dolu gelecek yazda, elbette soğuk renk sevenler ihmal edilmemiş. Canlı renklere boğulmayı riskli bulan daha romantik, daha doğa kuşu insanlar da var nitekim. Kısacası hepimiz gelecek yaz renkleriyle mutlu olabiliriz. Maviler, yeşiller, morlar, tabii kahve, bej, gri, siyah, beyaz derken hem gökkuşağını tamamlıyoruz hem de nötr renklerle daha sade bir görünüm yakalıyoruz.
Mesela mavi tonlarına da turuncu tonları kadar sık rastlamıştım geçtiğimiz moda haftalarında, özellikle New York'ta. Her ne kadar en çok rastladığımız maviler, saks mavsine yakın olguntonlarda gezinen maviler olsa da, güneşli gökyüzünün mavisini de bol bol gördük, gecenin lacivertini de. Mavinin her tonunu, her tür kıyafette kullanılmış, Betsey Johnson'ın çocuksu tarzına, Christian Dior'un bu yaz estirdiği bohem rüzgârlara gök mavisinden daha uygunu olamazdı bence. Özellikle Johnson'ın bu kabarık etekli straples elbisesi, donuk sıkıcı bir renkte olsa çok şey kaybedebilecekken maviyle hemen kalplere giriyor. Ya da Oscar de la Renta ve Philosophy'de bu mavinin minik kır çiçekleriyle süslenmesi insana bahar sevinci yaşatıyor. Ama Chris Benz'in yağmurluğu andıran kıyafetinde bu renk hafif bir 60lar zerafetiyle hem genç hem de klas bir hava yakalamış.
Nazar boncuğunu, ya da bir kısım nazar boncuğunu hatırlatan mavi tonu gelecek yaz için en sık gözlemlenen mavilerden, uçur zıpır bir kıyafete değil de daha olgun tarzlara gidiyor, bu nedenle Tracy Reese ve Emilio Pucci kıyafetlerinde muhteşem sonuç verirken Gucci'nin yeşille kombininde yaz akşamlarının bütün ihtişamı için en uygun seçeneği sunuyor. Tabii, daha koyu gece mavisi tonları da gardborlarımızdan eksik olmayacak ve bu nedenle mesela bu Ruffian elbiseyle Jason Wu elbise arasında uzun süre kararsız kalınacak, yardım için eşe dosta koşulacak.
Şimdi sırada yeşillerimizi görüyoruz, mesela yine bir Gucci kombini karşımızda, oranj ve morla beraber çok klas, çok zengin bir hava yakalayabiliyoruz. Ya da bu ton yeşilin John Richmond'un uzun gece elbisesinde nasıl olanca sadeliğine ve hafif donukluğuna rağmen giyene ne kadar büyük bir ihtişam kattığını görebiliyoruz. Uslu bir ton, herkes sevmeyebilir, zaten her an her yerde gördüğümüz bir ton değil ama ne giysem ben ne giysem koşuşturmacalarında sıkı bir can simidi olabilir. Bir şans verirske harika kombinler yakalayabiliriz.
Elbette rotamızı daha görkemli olan zümrüt tonlarına çevirmezsek, Ports 1961 elbisesini hem gece hem de gündüz giymezsek mesela, taytlarla ceketlerle, çılgın desenlere bürünmüş yüksek ayakkabılarla farklı havalara sokmazsak ya da Issa elbisesi de kombin açısından daha az seçenek sunsa da işe yarayabilir. Yeşilin bu göz alıcı yorumuyla yapabileceklerimiz sınırsız.
Bu yaz moda haftaarında diğerleri kadar sık olmasa da rastladığım bir ton da mor tonlarıydı. Eflatuna kaçan çok açık tonlardan en koyularına kadar birçok mor gördüm. Belki gelecek yazın en büyük trendi değil ama var olmayacağı söylenemez, mağaza raflarında kıyıda köşede kalmayacak varlığını bir şekilde gösterecek.
Nasıl göstermesin ki hele bu Louis Vuitton ya da House of Holland elbiseler hayatımıza girecekse. Ya da bu Burberry Prorsum'u işlemeli bir ceketle süsleyeceksek. Eski çağların saraylarının ihtişamını modern kesimlerle yaşama olanağına sahip olacağız, çünkü mor artık eski yüzyıllardaki gibi zor bulunan bir renk değil ve uzun yüzyıllar boyunca hayatıızda olmaya devam edecek. (galiba) Moru olduğu gibi giymeye cesaret edemeyenler daha uslu mürdüm tonlarına yönelebilir, mesela siyah beyaz gri vb. bir kıyafeti şu Max Mara ceket ya da House of Holland etekle renklendirebilir, böylece dikkatleri bu rengin güzelliğine iyice çekebilir.







Hiç yorum yok:
Yorum Gönder