prefall 2011 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
prefall 2011 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ocak 2011 Pazar

Pre-Fall 2011: Louis Vuitton'dan enfes bir koleksiyon



Aslında bu pre-fall 2011 koleksiyonlarını biraz da sonbahara saklayayım demiştim çünkü gündeme yavaş yavaş ilkbahar yaz koleksiyonları oturacak artık. Öte yandan indirim sezonu devam ederken, gelecek sonbaharın trendlerine (moda haftalarından önce) ufak bir bakış atmamızı sağlayan bu koleksiyonlara yer verirsem ufuktaki trendler konusunda bir fikir alabilirsiniz diye düşünmüyor da değilim canım okuyucu. Bir de blogumu güzelliklerle süslemek istiyorum, bu bağlamda Balenciaga'dan müthiş eserler gördüm ama öncesinde Louis Vuitton'un Julie de Libran tarafından yaratılan Pre-Fall 2011 koleksiyonu kalbime oturdu.
Julie de Libran, koleksiyonu Venedik'e yaptığı bir seyahatten yola çıkarak hazırlamış, orada Louise Bourgeois'nın son kumaş çalışmaları üzerine bir sergiye katılmış. Hem sergide gözüne çarpanlardan hem de 20lerden, 30lardan ve Art Deco akımından, o yılların "les garçonnes" denilen özgürlükçü ve sınırları yıkan bir görünüme sahip kızlarından, (bir başka tabirle pantolon giyen, saçlarını kestiren ilk kızlardan) esinlenmiş. "Dünyayı fethetmek için yola çıkan bir kadın için, özgürlüğü yansıtan bir gardrop," diyor bu koleksiyondan bahsederken.
Koleksiyon LVMH'nin New York 57. Sokak'taki Magic Room salonunda sunuldu, modeller Olga Sherer ve Julia Saner. Sofistike ve şık olmanın ötesinde göz kamaştırıcı eserler görüyoruz bu koleksiyonda. Ayrıca Galuchat Maestra çantanın daha koyu ve sonbahara ait renk tonlarında bir versiyonu, renk bloklarının monogramlarla, derilerin kumaşlarla bütünleştiği çantalar görüyoruz. Seçilen renk tonları ve kullanımına bayıldım, yazın sıcaklığını kaybetmemiş ama artık sonbaharın hüznünü yansıtıyor. Bordolar, lacivertler, mürdüm tonları, kavun içi, bence bunların birbirleriyle dansı koleksiyonu bu kadar çekici yapıyor. Tüvit, jarse, yün kumaşlar kürklülerle birleşiyor. Bir vintage atmosferi içinde caz klüplerinin, lüks otellerin, şık kafelerin ihtişamını yaşabilmek isteyen herkes bu yıl için öncelikle bu koleksiyona bakmalı sanırım. Belki kot pantolon, kazak ve conversele kendine üniforma yapmış üniversitelilerle, emo gençlerle, rengini beğendiği için mont alıp gerisine karışmayan sade vatandaşlarla dolu bir semtte yaşıyorsunuz, belki bu koleksiyonun ortaya koyduğu tarzı çok sevseniz bile giyecek ortamınız yok. Bunları giyebileceğiniz yerlere iş, okul vb. derken ancak haftada bir iki kez zaman bulunca uğrayabiliyorsunuz... Tıpkı benim de zaman zaman sıkıntısını çektiğim gibi. Geniş kenarlı bir vintage şapka ve Jackie Onassis tarzı keten bir takımla Bahariye Caddesi'nde hatta Bağdat Caddesi'nde Converseliler ordusu arasında dolaştığım takdirde aykırı kaçmanın sıkıntısını çektiğim gibi:) Yine de cesaret gösterip denemeye değer diyorum, tabii fiyat engelini aşabilirsek:)


Bu koleksiyon tam da heykellerle donanmış eski ve güzel binalarda bulunan nostaljik cafelerde cappucino içip gazete okumamız, son teknolojileri bir kenara bırakarak ellerimizle süslü, güzel mektuplar yazmamız için yapılmış sanki:)




22 Aralık 2010 Çarşamba

Pre-Fall 2011: Burberry Prorsum

Gelecek yaz bittikten hemen sonra, sonbahar daha başlamadan hemen önce araya sıkışacak olan zamanda (nasıl bir zamansa bu? Ne yapalım Pre-Fall denince insanın aklına bu geliyor:D) giyeceğimiz kıyafetlerin ve trendlerin tanıtıldığı koleksiyonların arasında en beğendiklerimden biri de Burberry Prorsum'dan geliyor.

Birçok Pre-Fall 2011 koleksiyonunda olduğu gibi, burada da 70lerden kopup gelen bir Ali MacGraw silueti görüyorum. Bu siluet genellikle geniş paçalı pantolonlar, genişleyerek dizin altında biten etekler, vücudu saran kesimler, yerlere kadar dümdüz uzanan elbiseler, tüvit takımlar, pardesüler ve trençkotlarla şekilleniyor. Hemen her kıyafet bu aralar çok moda olan, beli uzun ince bir kumaş halinde saran Japon tarzı kuşak-kemerlerle süslenmiş. Hem yazın sıcaklığını koruyan hem de kışın habercisi olan renkler hakim koleksiyona. Bordodan laciverte geniş bir yelpaze var. Siyah ceket pantolon takımlar koleksiyonun en klas parçaları. Erkeklerin kıyafetleri ne çok spor ne de çok klasik. Renkli ama renk cümbüşü değil. 70ler etkisi bayan kıyafetlerinde olduğu kadar olmasa da belli oluyor.
Şimdi sizleri koleksiyondan güzel bir seçkiyle baş başa bırakıyorum:

16 Aralık 2010 Perşembe

Pre-Fall 2011: Elie Tahari

Pre-fall 2011 coşkusu tüm hızıyla sürerken, şimdi de Elie Tahari'ye günümü ayırıyorum, çünkü onun kızıllarla, lacivertlerle, morlarla, camellerle nötr renklerin kaynaştığı, hafif, zarif ve elit koleksiyonu diğer birçoklarının arasında hemen gözüme çarptı. Biraz 60lar, biraz kürk detay, biraz Manhattan klası, biraz olgunluk, biraz gençliğin canlılığı, biraz masumiyet, biraz iddia. Düz kesimler, ama aynı zamanda giysileri canlandıran danteller. Bu koleksiyonu deneyimleyenler şüphesiz mevsimin bitmesini hiç istemeyecek. Aşağıda seçme örneklerini gördüğünüz bu koleksiyonun sunumu için seçilen Jandra Dziaugyte, hem çocuksu hem de A+ görünümüyle sizce de bu kıyafetler için uygun olmamış mı?

11 Aralık 2010 Cumartesi

Pre-Fall 2011: Oscar de la Renta

Bu aralar Pre-Fall yağmuru zamanı, hem İstanbulumuzda bir iki gündür dışarıda sürekli yağmurlar yağıyor hem de moda dünyasında Pre-Fall koleksiyonları yağmuru yağıyor. Evet kötü bir espri gibi görünüyor yazdıklarım sanırım hemen konumuza gireyim. Pre-Fall 2011 koleksiyonu sergilenen bir tasarımcı da Oscar de la Renta'ydı. Aşağıda ufak bir kısmını görebileceğiniz koleksiyon, gündelik parçalardan gece elbiselerine kadar geniş bir yelpazede, belli bir bütünlük taşımasa da ayrı ayrı ele alındığında birçok unsuru oldukça zarif, romantik ama havalı. Dantel detaylar, pırıltılı işlemeler, volanlar, nötr renkte gece elbisesini paket kurdelesi gibi sarıp süsleyen pembe fiyonklu kemerler, tüyler, püsküller, soyut desenler nar çiçeğinden turkuaza, uçuk pembeden kahverengiye uzanan görkemli bir renk skalası, hepsi koleksiyonun en belirgin imzaları. Birçok açıdan 2011 yaz koleksiyonunun devamı gibi görünüyor aslında, ama klasik eserler de var. Yine de daha bütünlüklü bir koleksiyon olsa bence daha iyi olurdu.

9 Aralık 2010 Perşembe

Chanel'den "İstanbullu" bir koleksiyon


Artık pre-fall 2011 zamanı geldi, bu günlerde moda sektöründen bir çok tasarımcı ve firma, pre-fall koleksiyonlarını sırayla gün ışığına çıkarıyor, defilelerle tanıtıyorlar. Bu koleksiyonlar içinde şüphesiz bizim için en ilginç olanı, Karl Lagerfield'in Chanel için hazırladığı koleksiyon olsa gerek, çünkü "Paris-Byzance" adını taşıyor ve Bizans döneminden esintiler taşıyor. Chanel'in Paris'de Cambon Sokağı'ndaki salonlarında düzenlenen defilede, seçkin davetliler ve basın mensupları neredeyse 1 saat boyunca işlemeli, payetli, taşlı, brodeli, dore ve gümüşi pırıltılar taşıyan İstanbullu ve iddialı kıyafetlerin gözlerinin önünden geçişlerini seyrettiler.
Bu koleksiyon Chanel'in Métiers d'Art markası kapsamında gerçekleştirildi. 2002'de kurulan Métiers d'Art'da couture detaylarla süslenen lüks hazır giyim ürünleri bulunuyor. Métiers d'Art, Chanel'in 1997'de satın aldığı couture atölyelerine gönderme yapıyor: Lesage, Desrues, Lemarié, Michel, Massaro, Goossens and Guillet. Bunların her biri, nakış, dantel, deri malzemeleri gibi alanlarda uzmanlaşmış durumda.
Bu bağlamda 2006'da Paris-Los Angeles, 2007'de Paris-Londra, 2008'de Paris-Moskova ve 2009'da Paris-Şangay defilelerinden sonra sıra 2010'da Paris-İstanbul...değil Paris-Byzance defilesine geldi. Bu koleksiyon için Lagerfeld'in ilham perisi, 6. yüzyıl Bizans imparatoriçesi Teodora. Lagerfeld, onun için, "İmparatoriçe olmadan önce sirkte dans ediyordu," diyor, onu bir bakıma moda imparatoriçesi olmadan önce kafelerde şarkı söyleyen Coco Chanel ile kıyaslıyor. Koleksiyonda ayrıca Ravenna kalıntıları ve 1960'lar Londrası gibi değişik unsurlardan da etkilenilmiş böylece ortaya hem eski yüzyılların görkemini taşıyan hem de çağdaş, iddialı ve asi bir koleksiyon çıktı. Klasik tüvit takımlar, Bizans soylularının altın işlemeli geniş yaka detaylarıyla buluştu. Sade kesimli şifon, dantel kumaştan parçalar, Teodora bizelikleri ve kolyeleriyle süslendi. Bizans döneminin en önemli sanatlarından biri olan mozaik sanatının kıyafetlere yansımasını birçok parçada görebildik. Bununla beraber defilenin gerçekleştiği salon, bir Osmanlı çay odası stilinde düzenlenmişti. Böylece davetliler resmiyet dğeil sıcak ve samimi bir havanın ağırlık kazandığı bir platformda defileyi izlediler.
İşlemeli, süslü parçaların fiyatları 20 bin ila 40 dolar arasında değişirken, süssüz sade ceketler yaklaşık 4000 dolardan alıcı bulacak.
Elbette defileye dair en önemli ayrıntılardan biri de bu defilenin gelecek bahar İstanbul'da da gerçekleştirilecek olması.






Defilenin yapıldığı salon Osmanlı etkileri taşıyordu


Bizans sanatı uzun bir süre moda dünyasını etkilemeye devam edecek gibi görünüyor


Defilenin videosunu Chanel'in web sitesinden izleyebilir, koleksiyonun diğer parçalarını görebilirsiniz.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...